Güncel ve günlük konuları iktisadi bir yaklaşım içinde değerlendirmek ve herkesin faydalanması için oluşturulmuş kişisel bir sayfa. Merak etmek, düşünmek, sorular sormak, sorgulamak ve araştırmak sayfanın karakteristiğini oluşturmaktadır. Ziyaret edenlerden fikirlerini, düşüncelerini, eleştirilerini ve tavsiyelerini yorum olarak yazmalarını rica ediyorum.
4 Ocak 2019 Cuma
Kompetan Ar-Ge Danışmanlık Açıldı!
Nevşehir'de Kapadokya Teknopark içinde faaliyetlerine başlayan Kompetan Ar-Ge Danışmanlık devlet hibe ve teşviklerine yönelik proje danışmanlık hizmeti vermektedir. KOSGEB, TÜBİTAK, TKDK ve Kalkınma Ajansları ile ilgili projelerin yazımı, uygulanması ve tüm süreçlerle ilgili yardımcı olunmaktadır. Girişimcilik ve ar-ge projeleri ile sanayi- üniversite işbirliği projeleri konularındaki tecrübe ile Kompetan Ar-Ge Danışmanlık girişimcilere, esnafa, sanayiciye, çiftçiye ve turizmciye hizmet vermektedir.
Etiketler:
AR-GE,
girişimcilik,
KOSGEB,
Nevşehir,
proje danışmanlığı,
sanayi,
Teknopark,
TKDK,
TÜBİTAK
23 Aralık 2017 Cumartesi
YENİ BİR EKONOMİK ANLAYIŞIN MECBURİYETİ: DOĞRUSALDAN DÖNGÜSELE
En büyüğünden en
küçüğüne, tek hücrelisinden kompleks organizmalara, bitkisinden hayvanına
yeryüzündeki bütün canlı türleri olarak tek yuvamız olan dünya bugün istilacı
bir türün tehdidi altında. Öyle bir tür ki dünyada yaşamın var olmaya başladığı
4.5 milyar yıldır hiçbir canlı türünün yapamadığını yapıp yaşayış şeklini
doğaya göre şekillendirirken daha sonra doğayı kendi yaşamına göre
şekillendirmeye başlamıştır. Elde ettiği evrimsel kazanımları sadece kendini
düşünerek hayatını daha rahat, ömrünü daha uzun kılmak için kullanırken, adeta
Nasreddin Hoca’yı imrendirirmişcesine, gidecek başka yeri olmadığı halde
muazzam evi dünyayı büyük bir yıkıma sürükleyen bu türü herhalde okuyucu
kolaylıkla tahmin edebilmiştir: taksonomik ismiyle Homo-Sapiens yani biz,
insanlar!
Özellikle 18. Yüzyıl’da
yaşanan Sanayi Devrimi ve ardından gelişen tarihsel süreç insanoğluna ekonomik
sistem olarak kapitalizmi benimsetmiştir. Öyle ki insanoğlu kapitalizm sayesinde
daha önce hiç ulaşamadığı bir refah ve zenginlik seviyesine erişmiştir. Fakat
kapitalizm yarattığı bu zenginliği ne pahasına elde ettiğini hiçbir zaman göz
önüne almamıştır. Ta ki çevresel sorunların mikro düzeyden uluslararası düzeye
erişmeye başladığı 1970’lere kadar. Bu tarihten itibaren başını Avrupa
Birliği’nin çektiği pek çok uluslararası kurum ve kuruluş insan kaynaklı doğa
yıkımlarının önüne geçilmesine uğraşmaktadır. Fakat bu uğraşların sonuç
vermediği; insanlığın daha fazla üretim, büyüme, kar maksadıyla dünyayı sona
götürmeye devam ettiği görülmektedir.
Günümüz ekonomik sistemi
kapitalizmin şekillendirdiği ve gerektirdiği gibi ‘yap-kullan-at’ çizgisi
üzerine kuruludur. Yani bir bakıma doğrusaldır. Bu doğrusal ekonomik sistem her
ne kadar tüketimi, karı ve dolayısıyla da ekonomik büyümeyi sağlayabilse de
yaşamın doğasına aykırılığıyla dünyanın geleceğini tehdit eden ekolojik bir
yıkıma karşı gözleri kapalı durumdadır. Fakat dünya üzerinde var olan yaşamın
doğası döngüseldir. Bu döngüsellik müthiş bir tasarruf ve etkinlik
sağlamaktadır. Bu tasarruf ve etkinlik sayesinde yaşam bu kadar çeşitli ve
yaygındır. İnsanoğlunun en çok övündüğü yaratımlarından bir olan teknolojiyi
geliştirirken sıklıkla doğadan ilham almış olmasına karşın aynı ekonomik sistemi
ve yaşayış biçimini kurgularken doğadan hiç nasibini alamaması şaşılacak bir
durumdur.
Yukarıdakilerden
rahatlıkla çıkarılabileceği gibi ekonominin döngüsel bir şekilde yeniden
tasarlanması bir zorunluluktur ve her geçen gün geç kalınmış zaman aralığını
genişletmektedir. Zira yapılan birçok bilimsel çalışma, gerekli önlemlerin
alınmamaya devam edilmesi halinde insan kaynaklı çevre problemlerinin en
büyüklerinden biri olan küresel ısınmanın kötü etkilerinin geri
döndürülemeyeceğini ortaya koymuştur. Bu çerçevede döngüsel ekonomi yönünde
atılacak ilk adımlardan biri bugün insanlığın yaşadığı tüketme paranoyasını
aşmaya çalışmaktır. Bugün tüketimin bir araç olmaktan çıkarıp yaşama amacı
haline getirildiği düşünüldüğünde şüphesiz ki bu durumun değiştirilmesi
doğrusal ekonominin zararlarını gidermede önemli bir etken olacaktır. Öte
yandan hayatımıza adeta Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sından çıkıp girmiş
olan, kullan-at biçiminde tezahür eden tüketim biçimi de değiştirilmesi gereken
bir diğer durumdur. Bu şekilde ortaya çıkan atıklar doğada uzun süre kalmakta
ve bu sebeple ekolojik problemler doğurmaktadır. Bu durumu değiştirmenin yolu
ikinci el piyasaların önemini arttırmak ve tamir, onarım gibi faaliyetleri özendirmektir.
Döngüsel ekonomiye geçişte dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta ise
enerjinin etkin kullanılması ve çevreci yollarla yani yenilenebilir
kaynaklardan elde edilmesidir. Bu konu Türkiye gibi dış açığının en önemli
kalemini enerji ithalatı oluşturan bir ülke için çok daha ehemmiyetlidir. Öte
yandan insanlarda bir çevre bilincinin oluşturulması ve geri dönüşüm kültürünün
benimsetilmesi bu yolda yapılan en önemli eylemlerden biri olacaktır.
İnsanların yaşanabilir bir çevreyi refah unsurlarından biri olarak kabul
etmeleri, doğaya bakışı pozitif yönde etkileyecektir.
Bugün yaşadığımız ve
dünyanın geleceğini tehlikeye düşüren küresel ısınma dâhil pek çok çevresel
problemin temel sebebi üretim, tüketim gibi ekonomik faaliyetlerdir. Bu
çerçevede İktisat bilimi çevreye, doğaya sırtını dönmek bir yana bu olumsuz
durumun tersine çevrilmesinde başı çeken bilim dalı olmak durumundadır.
Kapitalizmin en büyük mottolarından ihtiyaçların sonsuzluğu, fayda ve kar
maksimizasyonu, rasyonel insan kavramları bugün her zamankinden daha çok
eleştirilmek zorundadır.
Kaynaklar
7 Eylül 2017 Perşembe
Aşırı Hava Olaylarındaki İnsan Etkilerini Açıklayan Beş Tablo*
Belli başlı aşırı hava olaylarını küresel ısınmaya bağlamak
zordur ve iklim değişikliğine inanmayanların en temel argümanı da budur.
Son birkaç hafta içinde dünya genelinde tropik fırtınalar
halkları yıkıma uğrattı. Harvey Kasırgası Teksas’ta büyük ziyana yol açtı,
evleri ve hayatları yerle bir etti. Hato Tayfunu benzer yıkımları Çin’in
güneyinde ve Hong Kong’da gerçekleştirdi.
Bu aşırı hava olaylarının gerçekleşmesinde insanların kısmen
de olsa sorumluluğu bulunduğuna dair argümanlar bulunuyor. Bu konuda problem
ise somut, elle tutulur kanıtların elde edilememesi.
Şunu bildiğimizden eminiz ki iklim değişikliği fırtınalara
ve sellere sebep oluyor ve bu olaylar yıkıcı sonuçlar doğuruyor.
Karbon
Emisyonlarındaki Ani Artış
NASA tarafından sunulan bu tablo son 400.000 yılda
atmosferik karbondioksit seviyesini gözler önüne seriyor.
20. Yüzyılda nüfus yükselişi ve ağır sanayinin gelişimi
şeklinde ortaya çıkan insan aktivitelerindeki artışı karbon emisyonlarının
çoğalması takip etmiştir.
Karbondioksidin ısı tutucu doğası bir ısıtma etkisi
yaratmıştır. Bu durum kuraklıklar, seller, orman yangınları ve fırtınalara gibi
doğal afetlerin sayısındaki ani artışların olduğu döneme tesadüf etmiştir.
Karbondioksidi
En Çok Bu Ülkeler Salıyor
Çin’in ve ABD’nin en büyük karbon emisyonuna neden olan
ülkeler olduğunu duymak pek sürpriz olmayacaktır. Bu iki ülke nüfus, sanayi ve
araba sayısı büyüklüklerinde de başı çekiyor.
Doğal Afetlerden
En Çok Çeken Ülkeler Aynı
Şaşırtıcı şekilde en fazla karbon salınımı yapan ülkeler
aynı şekilde hidrolojik, meteorolojik ve iklimsel felaketleri de en çok
deneyimleyen ülkeler olarak karşımıza çıkıyor.
Birleşmiş Milletler Felaket Risklerini Azaltma Ofisi’ne
(UNISDR) göre Çin, ABD ve Hindistan aşırı hava olaylarından en kötü etkilenen
ülkeler arasında yer alıyor.
Şimdiye
Kadar Olduğundan Daha Fazla Sel
Atmosfer ısındıkça çok daha fazla nemi absorbe eder. Bu her
1 santigrat derecelik artış için %7’lik bir nem oranına tekabül etmektedir.
Bunun sonucu daha ağır sellerdir.
Daha yüksek deniz seviyesi daha büyük fırtınalara sebep
olmaktadır ve bunların bazıları Teksas ve Çin’in güneyinde olduğu gibi
yıkımlara yol açmaktadır.
Karbon emisyonlarındaki artış ile hidrolojik felaketlerdin
sayısındaki yükseliş arasındaki bu denk geliş tesadüfi olamaz.
Facianın
Maliyeti
2050 yılına kadar, sellerin sahil kentlerinde yıllık 1
trilyon dolar maliyet yaratabileceği tahmin ediliyor.
Ek olarak darbelere göğüs germesi gereken kasaba ve kentlerin
ABD ve Çin’dekilerin olması bekleniyor.
* Bu yazı World Economic Forum (WEF) internet sitesinde yayınlanan bir metnin çevirisidir. Yazını orijinali buradadır.
Ekonomide Bugün Neler Oldu?
07.09.2017 Perşembe
TCMB verilerine göre bankalardaki toplam mevduat azalış gösterdi. Bir önceki haftaya göre % 1,5 oranında azalan toplam mevduat 1 trilyon 606 milyar 580 milyon 313 TL olarak gerçekleşti. TL cinsinden mevduatlar ise daha hızlı bir azalış gösterdi (% 2,03). Yıllık bazda bakıldığında ise TL cinsinden toplam mevduatlarda % 13,27 oranında bir artış söz konusu. Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi ise bir önceki yıla göre %23,07 oranında bir artış gösterdi.
TÜİK asgari geçim standartlarını açıkladı. Buna göre tek kişinin yoksulluk sınırı 2587,59 TL olarak belirlendi. 4 kişilik bir ailenin asgari geçim sınırı ise 5334,15 TL olarak ölçüldü. Tek kişinin açık sınırı ise 1997,46 TL.
Euro bölgesi 2017’nin ikinci çeyreğinde % 0,6 oranında büyüdü. Yıllık bazda ise Euro bölgesinin GDP artışı % 2,3 olarak hesaplandı. Bu rakamlar piyasanın beklentisine uygun şekilde oluştu.
TCMB verilerine göre bankalardaki toplam mevduat azalış gösterdi. Bir önceki haftaya göre % 1,5 oranında azalan toplam mevduat 1 trilyon 606 milyar 580 milyon 313 TL olarak gerçekleşti. TL cinsinden mevduatlar ise daha hızlı bir azalış gösterdi (% 2,03). Yıllık bazda bakıldığında ise TL cinsinden toplam mevduatlarda % 13,27 oranında bir artış söz konusu. Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi ise bir önceki yıla göre %23,07 oranında bir artış gösterdi.
TÜİK asgari geçim standartlarını açıkladı. Buna göre tek kişinin yoksulluk sınırı 2587,59 TL olarak belirlendi. 4 kişilik bir ailenin asgari geçim sınırı ise 5334,15 TL olarak ölçüldü. Tek kişinin açık sınırı ise 1997,46 TL.
Euro bölgesi 2017’nin ikinci çeyreğinde % 0,6 oranında büyüdü. Yıllık bazda ise Euro bölgesinin GDP artışı % 2,3 olarak hesaplandı. Bu rakamlar piyasanın beklentisine uygun şekilde oluştu.
6 Eylül 2017 Çarşamba
Ağustos 2017 Enflasyon Verileri
06.09.2017 Çarşamba
Ağustos ayı enflasyon verileri TCMB tarafından yayınlandı. Verilere göre tüketici fiyatları ağustos ayında % 0,52 oranında arttı. Yıllık enflasyon ise 0,89 puan artarak % 10,68’e ulaştı. Enflasyondaki artışın kaynakları incelenecek olursa karşımıza gıda fiyatları çıkıyor. Ana sebebin gıda fiyatlarındaki artış olduğu ağustos ayı enflasyonunu petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle enerji fiyatları da desteklemiş görünüyor.
Üretici fiyatları ise ağustos ayında % 0,85 oranında arttı. Böylece yıllık üretici fiyatları enflasyonu % 16,34 olarak gerçekleşti. Bu artışın kaynağı ise petrol ve endüstriyel metal gibi emtiaların fiyatlarında yaşanan yükseliş gibi görünüyor.
Ağustos ayı enflasyon verileri TCMB tarafından yayınlandı. Verilere göre tüketici fiyatları ağustos ayında % 0,52 oranında arttı. Yıllık enflasyon ise 0,89 puan artarak % 10,68’e ulaştı. Enflasyondaki artışın kaynakları incelenecek olursa karşımıza gıda fiyatları çıkıyor. Ana sebebin gıda fiyatlarındaki artış olduğu ağustos ayı enflasyonunu petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle enerji fiyatları da desteklemiş görünüyor.
Üretici fiyatları ise ağustos ayında % 0,85 oranında arttı. Böylece yıllık üretici fiyatları enflasyonu % 16,34 olarak gerçekleşti. Bu artışın kaynağı ise petrol ve endüstriyel metal gibi emtiaların fiyatlarında yaşanan yükseliş gibi görünüyor.
27 Aralık 2016 Salı
KİRALIK KASA NEDİR? KİRALIK KASALARDA ZAMAN AŞIMI
Kiralık kasa, banka şubelerindeki özel güvenlikli bir odada bulunan ve içerisinde maddi ve manevi değeri olan taşınabilir kıymetlerin saklandığı, gerçek veya tüzel kişilerce kiralanabilen farklı boyutlardaki kasalardır. Kiralık kasa, kıymetlerinizin hırsızlık, yangın vb. risklere karşı korunmasında Banka güvencesi ve mahremiyet sağlamaktadır.
Kiralık Kasa Ücreti Ne Kadardır?
Kiralık kasa için, bankadan bankaya değişen yıllık kira bedelleri ve ilk kiralamada depozito ücreti istenebilmektedir.
Aşağıda bazı bankaların kiralık kasa ücretleri gösterilmiştir.
Kiralık Kasa Nasıl Açılır?
Kiralık kasa açmak için 1 adet vesikalık resminiz ve kimliğiniz ile bankaya başvuruda bulunmaz gerekir. Tek kullanıcılı bir kasa kiralayacaksanız işleminiz oldukça kolay ve hızlı olarak gerçekleştirilir ve banka gerekli işlemleri hallederek sizlere kiraladığınız kasaya ait 2 adet anahtarı teslim eder. Bu sayede kiraladığınız kasayı hızla kullanmaya başlayabilirsiniz.
Kiralık Kasalarda Zaman Aşımı Süresi Kaç Yıldır?
Kiralık kasa, yasal süre olan 10 yıllık zaman aşımına tabidir. 10 yıl süreyle ziyaret edilmemiş, kira bedeli tahsil edilmemiş ve sahiplerine ulaşılamamış kiralık kasalar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrolunmaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen kiralık kasa muhteviyatının sahibine iadesi mümkün değildir.
Kiralık Kasa İçin Zamanaşımı Süresi Ne Zaman Başlar?
Kiralık kasalardaki kıymetler için zamanaşımı, kasa kira bedelinin en son tahsil edildiği ya da kasanın en son açıldığı tarihten itibaren başlar.
Kiralık Kasaya İlişkin Zamanaşımı Süresinin Bitiminden Önce Banka Hak Sahibine Uyarıda Bulunur mu?
Zamanaşımına uğrayan mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar zamanaşımına uğradığı yılı takip eden Şubat ayının başından itibaren bankaların internet sitesinde liste halinde dört ay müddetle ilan edilir. Bankalar, söz konusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu, Şubat ayının 15. gününe kadar ülke genelinde yayım yapan ve ilan talebi tarihinde Basın İlan Kurumu listelerindeki tirajı en yüksek ilk beş gazeteden ikisinde 2 gün süreyle ilan eder. 2015 Yılında Kiralık Kasalardan
Zaman Aşımına Uğrayarak TMSF'ye Devredilen Mal Varlığı
Sayıştay, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu‘na (TMSF) ilişkin 2015 yılı denetim raporunda, bankaların kiralık kasalarında unutulan ve fona devredilen varlıklara ilişkin uyarıda bulundu. TMSF’ye devredilen kıymet sayısı 174 bine ulaştı.
İşte TMSF’nin Kasa Serveti
Rapora göre, kasalarda unutulup fona devredilen varlıklar arasında altın, mücevher, senet, tahvil, kalem, para, çakmak, gümüş, pul ve hatıra paralar da yer aldı.
2015 yıl sonu itibarıyla, fona bin 745 adet altın, 5 bin 715 mücevherat, bin 73 tasarruf bonosu, 507 gümüş, 39 pul, 327 saat, 39 çakmak, 44 kalem ve 532 hatıra parası devredildi.
Fona devredilen varlıklar arasında, TL ve yabancı para, senetler, tahviller, bonolar da yer aldı. Böylece, fona devredilen toplam varlık adedi 174 bin 71 oldu.
Yazar Hakkında:
Semih ALEMDARLI
Uşak Üniversitesi Bankacılık ve Finans 3.sınıf öğrencisi.
Kiralık Kasa Ücreti Ne Kadardır?
Kiralık kasa için, bankadan bankaya değişen yıllık kira bedelleri ve ilk kiralamada depozito ücreti istenebilmektedir.
Aşağıda bazı bankaların kiralık kasa ücretleri gösterilmiştir.
Kiralık Kasa Nasıl Açılır?
Kiralık kasa açmak için 1 adet vesikalık resminiz ve kimliğiniz ile bankaya başvuruda bulunmaz gerekir. Tek kullanıcılı bir kasa kiralayacaksanız işleminiz oldukça kolay ve hızlı olarak gerçekleştirilir ve banka gerekli işlemleri hallederek sizlere kiraladığınız kasaya ait 2 adet anahtarı teslim eder. Bu sayede kiraladığınız kasayı hızla kullanmaya başlayabilirsiniz.
Kiralık Kasalarda Zaman Aşımı Süresi Kaç Yıldır?
Kiralık kasa, yasal süre olan 10 yıllık zaman aşımına tabidir. 10 yıl süreyle ziyaret edilmemiş, kira bedeli tahsil edilmemiş ve sahiplerine ulaşılamamış kiralık kasalar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrolunmaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen kiralık kasa muhteviyatının sahibine iadesi mümkün değildir.
Kiralık Kasa İçin Zamanaşımı Süresi Ne Zaman Başlar?
Kiralık kasalardaki kıymetler için zamanaşımı, kasa kira bedelinin en son tahsil edildiği ya da kasanın en son açıldığı tarihten itibaren başlar.
Kiralık Kasaya İlişkin Zamanaşımı Süresinin Bitiminden Önce Banka Hak Sahibine Uyarıda Bulunur mu?
Zamanaşımına uğrayan mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar zamanaşımına uğradığı yılı takip eden Şubat ayının başından itibaren bankaların internet sitesinde liste halinde dört ay müddetle ilan edilir. Bankalar, söz konusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu, Şubat ayının 15. gününe kadar ülke genelinde yayım yapan ve ilan talebi tarihinde Basın İlan Kurumu listelerindeki tirajı en yüksek ilk beş gazeteden ikisinde 2 gün süreyle ilan eder. 2015 Yılında Kiralık Kasalardan
Zaman Aşımına Uğrayarak TMSF'ye Devredilen Mal Varlığı
Sayıştay, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu‘na (TMSF) ilişkin 2015 yılı denetim raporunda, bankaların kiralık kasalarında unutulan ve fona devredilen varlıklara ilişkin uyarıda bulundu. TMSF’ye devredilen kıymet sayısı 174 bine ulaştı.
İşte TMSF’nin Kasa Serveti
Rapora göre, kasalarda unutulup fona devredilen varlıklar arasında altın, mücevher, senet, tahvil, kalem, para, çakmak, gümüş, pul ve hatıra paralar da yer aldı.
2015 yıl sonu itibarıyla, fona bin 745 adet altın, 5 bin 715 mücevherat, bin 73 tasarruf bonosu, 507 gümüş, 39 pul, 327 saat, 39 çakmak, 44 kalem ve 532 hatıra parası devredildi.
Fona devredilen varlıklar arasında, TL ve yabancı para, senetler, tahviller, bonolar da yer aldı. Böylece, fona devredilen toplam varlık adedi 174 bin 71 oldu.
Yazar Hakkında:
Semih ALEMDARLI
Uşak Üniversitesi Bankacılık ve Finans 3.sınıf öğrencisi.
Etiketler:
banka,
kasa,
kıymetli,
kira,
kiralık kasa,
özel güvenlik,
Türkçe,
ücret
26 Aralık 2016 Pazartesi
İşsizlik Oranı Nereye Gidiyor?
Bir
ekonomide çalışmak isteyip de insanların iş bulamamasına işsizlik denir. Diğer
bir ifadeyle istihdam sağlanamama da diyebiliriz. Şimdi gelelim işsizlik oranı
nedir sorusuna. İşsizlik oranı; çalışmak isteyen insanların toplam iş gücündeki payını
ifade eder. Matematiksel bir ifade ile anlatmak istersek:
İşsizlik
Oranı = (İşsiz Sayısı / İş Gücü) *100
Temel bilmemiz
gereken şeyleri öğrendik, sırada yorumlamak var. İşsizlik gelişmekte olan ve
gelişmiş ülkelerde fazlaca görülmektedir. Bildiğimiz üzere ülkemizde de işsiz
sayımız yeterince fazla ve doğurduğu sorunlar da epeyce büyüktür. İşsiz kalan
kişilerin üzerinde oluşan ekonomik ve psikolojik etkiler kişinin çevresine de
yansıyarak daha büyük sonuçlar doğurur. Bu sonuçlar doğrultusunda ekonomi
politikalarının ve hükümetin tam istihdam sağlaması hedefi önemlidir. Aksi
takdirde işsizlik oranı daha fazla artacak gibi gözüküyor. Yüksek oranlı işsizlik ile mücadele eden Türkiye’nin özellikle son
dönemlerde işsizlere ve işgücü piyasasına yeni dahil olan genç işsizlere
istihdam olanağı sağlayamadığı kabul edilmektedir. Bu doğrultuda işsizlik
oranlarında bir azalma olmadı, aksine daha da arttığını görmekteyiz. İçinde
bulunduğumuz bu yılda işsizlik oranları açıklandıkça büyüklerimizin deyimiyle
yüreklerimiz ağzımıza geldi. Dur durak bilmeyen bu yükselmede aklımıza ilk
gelen şey; ‘Yeni mezunlar iş bulabilecek mi ?’. Böyle devam ederse çok zor
gözüküyor. Bu yılki işsizlik oranlarına baktığımız her açıklanan oran adeta
bir diğeri ile yarışıyor. Genç nüfusta işsizlik oranı %20’ye dayandı ,
yani bu demek oluyor ki 5 gençten biri işsiz. Eylül 2016'daki işsizlik oranına bakacak olursak %11.3 olarak gerçekleşti. Artık oranları biraz kanıksamış olucağız ki bu
oran çok yüksek olmasına rağmen çoğu ekonomi yazarlarını sevindirdi . Çünkü son
bir yıldaki oranlara baktığımız her ay gelen oran bir diğerinden yüksek
seyretmekteydi. Ama eylülde gelen 11.3 bir diğeriyle aynı geldi ve bu ekonomi
de işsizlik oranı ile ilgili olumlu sonuçlar doğurdu. Ama geçmiş yılların eylül ayı ile
karşılaştıracak olduğumuzda en yüksek ikinci eylül ayı 2016’da gelmiştir. Bir
diğer oran ise 2009’da gelmişti. 2016’nın oranını 2009 ile karşılaştırmak doğru
olmaz çünkü 2009 küresel kriz yaşanan bir yıldı. Onunla karşılaştırmamız
sağlıksız olur. 2007-2015 yılları eylül ayı kıyaslamasına bakıyoruz. Tabi 2009
yılını bu kıyaslamanın içine koymadan ortalama işsizlik oranı yüzde 9.5 olarak
gerçekleşiyor. 2016 yılı eylül ayı oranı
ise 11.3 ne kadar yüksek olduğunu ve ne kadar tehlike çağrıştırdığını daha çok anlamışsınızdır diye umuyorum.
Peki bu kadar sorunun bir çözümü yok mu diyeceksiniz ,
evet var ama küreselleşme ve ekonomik
sorunlar nedeniyle işsizliğin çözümü gün geçtikçe zorlaşmakta olduğunu
görüyoruz. Oysa pek çok ülkenin aksine çok fazla genç nüfusa sahibiz. Bir an
önce buna dur demeli ve daha çok geç olmadan önlemini almalıyız. İşsizlikle
mücadele, hükümetin üzerinde duracağı ilk politika olmalıdır ve bu doğrultuda
hareket etmelidir.
Bu yazı Uşak Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü 3. sınıf öğrencisi İnci Altındağ tarafından kaleme alınmıştır.
incialtındag23@gmail.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





