In English

para etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
para etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2015 Pazartesi

BORSAYA YATIRIM KUMAR MIDIR?

BORSAYA YATIRIM KUMAR MIDIR?

                Ülkemizde son yıllarda ülke ekonomisi üzerine sağladığı katma değer yeni anlaşılan finansal bir olgu olan borsa, yeni yeni geliştirilmeye, insanların ve şirketlerin katılımının arttırılmasına çalışılmaktadır. Gelişmiş ülke ekonomilerinin yüzyıllardır organize bir şekilde kullandığı ve faydalandığı borsalar, bizim ülkemizde de 1800’lü yıllara dayanan tarihine rağmen ön yargı ve bilinçsizlik nedeni ile fazla gelişme kaydedememiştir. En nihayetinde 1986 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası adı altında faaliyete geçen ilk organize borsamız 2013 yılında Borsa İstanbul adını alarak yeni kimliğiyle vizyonunu genişletmiş ve faaliyetlerine büyük bir borsa olma yolunda ilerleyerek devam etmektedir.
                Ülkemizin en büyük sorunu bilgisizlik ve bu bilgisizliğe rağmen her konuda konuşan kişi sayısının çokluğudur. Borsa ile kumarın bağdaştırılması çok eskiye dayanıyor. Bu bağdaştırmanın en önemli sebebi de hem borsada hem kumarda kısa sürede çok fazla kaybedebilme ihtimalinin olması olabilir. Toplumdaki borsada tamamen şans ile para k
azanılacağı algısı da borsa ve kumar arasındaki ilişkiyi güçlendiriyor.
                Peki, borsaya yatırım yapanlar sadece şansları ile mi kazanıp kaybediyorlar? Bunun böyle olmadığı konuya biraz ilgisi olan kişiler tarafından muhakkak biliniyordur. Fakat toplumumuzda henüz oluşmamış borsa kültürü ve ilgisizlik nedeniyle bu konuda çok yanlış bir algı hâkim. Bu arada borsa kelimesini hisse senetleri borsası için kullandığımı da belirtmem gerekiyor.  Borsada şans da bir unsurdur. Kimse bir hisse senedinin gelecekte nasıl bir seyir izleyeceğini bilemez. Fakat öngörebilir. İleriyi görmek hem bir yetenek hem de yeterli bilgi düzeyi ile çalışmanın ortak ürünüdür. Borsada işlem gören kâğıtların geçmiş performanslarını irdeleyerek gelecekleri hakkında bir fikir oluşturmak için geliştirilmiş pek çok bilimsel metot vardır. Öte yandan borsada fiyatlar insanların hisse senetlerine olan arz ve taleplerine göre değişir. Serbest alım satım yapılan bu pazarlarda insan davranışlarını ve psikolojisini çözümleyebilen bir kişi hisse senetlerinin hareketlerini öngörmede önemli bir avantaj sağlar ve kolay kolay kaybetmez. Hisse senetlerine yatırımda risk unsuru sıfırlanamasa da bazı yöntemlerle azaltılabilinir. Ayrıca borsada duygularını dizginleyebilen, rasyonel davranabilen ve özellikle sabırlı olan bir yatırımcının kayıp yaşaması zor bir durumdur.
                Gelelim borsaya yatırım yapmanın faydalarına. Borsanın ülke ekonomisine en önemli yararı gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmasıdır. Böylece refahı toplumun tabanına yayar. Ayrıca yatırımların da artmasına vesile olduğu için ekonomik kalkınmayı desteleyen bir yapıya sahiptir. Yatırımcı açısından da pek çok faydası bulunan borsa sayesinde kişiler paralarını ülkemizin bir türlü kurtulamadığı enflasyon olgusuna karşı koruyabilmektedirler. Ayrıca aldıkları hisse senetlerinin değeri yükseldiğinde yaptıkları yatırımdan fazlasına sahip olma imkânları da vardır. Borsanın kote olmuş şirketler açısından en önemli faydası ise fon sağlama konusundadır. Ekonomi yönetimi tarafından borsada işlem gören şirketlere vergi indirimi gibi teşvikler uygulanarak borsaya katılım desteklenmektedir. Halka açılmak şirketleri kurumsallaştırarak yönetimin daha rasyonel bir şekilde yapılmasına zemin hazırlar. Ayrıca yurt içinde ve dışında şirketin tanıtımı da halka arz yoluyla yapılmış olur. Paydaşlarına daha pek çok fayda sağlayan borsa ülkemizde yeterli seviyeye henüz gelememiştir. Fakat bunun için yoğun çalışma yapılmaktadır.
                Piyasa değeri 220 milyar $ olan Borsa İstanbul’un, 20 trilyon $’lık New York Borsası’yla, 6 trilyon $’lık Nasdaq’la, 4 trilyon $’lık Japan Exchange Group’la ve 3 trilyon $’lık Euronext ile karşılaştırıldığında çok küçük kaldığı açıkça görülmektedir.
                Borsa İstanbul yönetimi 1000 şirketin borsaya katılımını hedeflemiş ve yurtiçi ve yurt dışından daha fazla yatırım çekebilmek için gayret göstermektedir. Tasarruf oranlarının çok düşük olduğu ülkemizde borsanın gelişmesi gerçekten zordur. Borsayı büyütmek için yapılabilecek en önemli işlerden biri de bence toplumdaki borsa-kumar algısını yıkmaya çalışmaktır. 

19 Haziran 2015 Cuma

PARA BUGÜNKÜ İŞLEVİNİ NASIL KAZANDI?

PARA BUGÜNKÜ İŞLEVİNİ NASIL KAZANDI?
                Para dediğimiz kâğıt parçaları ve küçük, yuvarlak metaller bugün günlük yaşantımızın olmazsa olmazı. Hayatımızı bu küçük araçlarla devam ettiriyoruz dersek belki biraz abartmış oluruz ama kesinlikle yalan söylemiş olmayız. Son yıllarda bankaların büyük başarısı sayesinde artan kredi ve banka kartları sayesinde kullanımı azalmış olsa da paranın işlevinden bir şey eksilmiş değil.  Paranın ederinden daha fazla değer gördüğü, insanların onu kendinden, sevdiklerinden öteye koyduğu da bir gerçek fakat hatırlatmalıyım ki para da bir insan icadıdır ve paranın olmadığı bir dönem de vardır.
                Daha önce Sümerler ve Mısırlılar tarafından benzeri şekilde kullanımı bulunsa da para, milattan önce 7. yüzyılda medeniyetler beşiği Anadolu’muzun batısında hüküm süren Lidyalılar tarafından insanlığa hediye edilmiştir. Peki, daha önce bu insanlar bir şey alıp satarken ne yapıyorlardı? Hepimizin aklına ilk gelen şey takas yoluyla bu işlerini hallettikleridir sanırım. Evet paradan önce insanlar bir malı satın alırken karşılık olarak ellerindeki başka bir malı veriyorlardı. Bu uygulamanın artılarını ve eksilerini karşılaştıracak olursak kuşkusuz eksileri çok daha uzun kalacaktır. Bir kere değer biçmek için bir ortak bir birim olmadığı için her malın onlarca belki yüzlerce fiyatı bulunmaktaydı. Bu ticaretin gelişmesi için çok büyük bir engeldir. Örneğin 10 tane elma 8 tane armut ya da bir küp pekmez ya da bir çuval pamuk değerindeydi ve doğal olarak bu fiyatlar bölgeden bölgeye değişmekteydi. Takas usulünün bir diğer zorluğu alıcı ve satıcı tarafın ihtiyaçlarının örtüşmesi gerektiğiydi. Mesela elma satan kişinin armuda, armut satan kişinin de elmaya ihtiyaç duyması lazımdı ki 10 elma ile 8 armut takas edilsin. Böyle bir ortamda doğal olarak ticaret gelişememiş ve insanlık zenginleşememiştir.
                Bu dönemden sonra insanlar yaşadıkları bölgelere göre bazı nesneleri mübadele aracı olarak kullanmaya başlamışlar ve bugünkü anlamıyla para olgusuna biraz daha yaklaşmışlar. Bazı yerlerde deniz kabuğu, bazı yerlerde buğday gibi nesneler alışverişe aracılık etmiştir. Bunlar paranın dört önemli işlevlerinden biri olan mübadele aracı olma özelliğini gösteren tarihteki ilk nesnelerdir.
                İnsanlar daha sonra bu tür farklı nesneler yerine para olarak altın ve gümüş madenlerini kullanmaya başladılar. Farklı boyutlarda kestirilen altın ve gümüş sikkeler günlük alışverişlerde mübadele aracı olarak kullanılıyor ve de ihtiyaçtan fazlası biriktiriliyordu. Bu da paranın değer biriktirme aracı işlevini kazanmasını sağladı. Tarihte bu metallerden sadece altının para olarak kullanıldığı da oldu hem gümüşün hem altının kullanıldığı dönemler de oldu. İnsanlık uzun bir süre de para olarak altın ve gümüşü kullanarak idare etti. Elbette bu sistemin de eksik yanları, zayıf yönleri vardı ama günümüzdeki paraya gittikçe yaklaşılıyordu.
                Günümüzde hepimizin elinde, cüzdanında olan para, diğer adıyla itibari para, ilk olarak bin altı yüzlü yıllarda İngiltere’de ortaya çıkmış ve bu sistemin temelleri orada atılmıştır. Banknot sisteminde devlet güvencesi esastır. Yani basılan banknotların üzerinde yazan değerde olduğu devlet tarafından güvence altına alınmıştır. Zaten maliyeti çok düşük olan bu kâğıt parçalarının değerinin çok üstünde malların alınıp satılmasında kullanılması başka türlü mümkün olamazdı. Günümüzde kullandığımız paralar devlet eliyle oluşturulup piyasaya sürülmektedir. Buna ekonomide para arzı denir. Para arzı yoluyla devlet ekonomiyi kontrolü altında tutar.

                Paranın iktisadi açıdan önemi şüphesiz çok büyüktür. Ekonomik aktivitelerin başrol oyuncusu olan para insanları, toplumları, ülkeleri, devletleri zenginleştiren ve fakirleştiren yegâne olgudur. İktisat tarihinde karşımıza çıkan, belli kesimleri yoksul ve zor durumda bırakan pek çok büyük krizin nedeni paradır. Bırakın tarihi şu günlerde bile ülkemizde Amerikan Merkez Bankası’nın faizleri arttırması halinde Türkiye’de bulunan doların Amerika’ya geri döneceği ve bunun sıcak paraya aşırı bağımlı hale gelen ülke ekonomisini ne kadar kötü etkileyeceği konuşuluyor. Paranın ekonomi ve hayat üzerindeki önemini anlamamızı sağlayacak binlerce örnek sayabiliriz. Ama çağımızda artık paraya sahip olmaktan öte bir mesele var. O da paranın nasıl kullanılacağı. Büyümenin, zenginleşmenin yolu paraya sahip olmaktan çok onu nasıl kullanacağını bilmekten geçiyor.