In English

sosyal sermaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal sermaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2016 Çarşamba

Sosyal Sermaye Üzerine Bir İnceleme - Makale Özeti

Makale: Karagül, Mehmet ve Masca, Mahmut, (2005), “Sosyal Sermaye Üzerine Bir İnceleme”, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Sayı: 1, ss. 37-52.

            Söz konusu makalenin analiz esaslı özeti hazırlanırken yazarların oluşturduğu plana sadık kalınmıştır. Makalenin planı aşağıdaki gibidir.
1.      Giriş
2.      Sosyal Sermaye ve Özellikleri
2.1.Sosyal Sermayenin Tanımlanması
2.2.Fiziki, Beşeri ve Sosyal Sermayenin Karşılaştırılması
2.3.Sosyal Sermaye ve Ekonomik Büyüme İlişkisi
2.4.Sosyal Sermayenin Ölçülmesi
2.5.Sosyal Sermayenin Kaynakları
2.5.1.      Aile ve Sosyal Sermaye
2.5.2.      Sivil Toplum Örgütleri ve Sosyal Sermaye
2.5.3.      Kamu Kesimi ve Sosyal Sermaye
2.5.4.      Sosyal Sermayenin Gelişiminde Diğer Unsurlar
3.      Sosyal Sermaye ve Türkiye Ekonomisi
4.      Sonuç
Kaynakça

1.      Giriş
Klasik iktisadi mantıkta yer alan emek, sermaye, girişimci ve toprak faktörlerinden oluşan üretim süreci günümüz dünyasının ekonomik faaliyetlerinin açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Günümüzün zenginleşmiş ülkelerini fakir kalmış ülkelerle karşılaştırdığımızda aradaki farkın sadece fiziki sermayeden ileri geldiğini söylemek büyük bir eksiklik barındıracaktır. Bu sebeple yeni içsel büyüme teorileri ekonomik büyümeye katkı sunan her türlü etkeni modellerine dâhil etmektedir. Bu doğrultuda az gelişmiş ülkelerin kalkınma süreçlerini sosyal politikalarla desteklemesi zorunluluğu karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı az gelişmiş ülkelerin ekonomik kalkınma sorunlarına yaklaşımda dikkatleri farklı bir bakış açısıyla uzun vadeli içsel büyüme teorileri kapsamında yeni kavramlara dikkat çekmektir. Bu yönde sosyal sermaye kavramı tanımı, özellikleri ve kaynaklarıyla ele alınacaktır.


2.      Sosyal Sermaye ve Özellikleri
Uzun vadeli ve sürdürülebilir kalkınma günümüz iktisat biliminin en yoğun çalıştığı alanlardan biridir. İnsan faktörünü öne çıkarmak amacıyla sermaye kavramına yeni anlamlar yüklenmektedir. Sosyal sermaye kavramını da bu anlamda incelemek gerekir.
2.1  Sosyal Sermayenin Tanımı
Sosyal sermaye ile ilgili üzerinde anlaşılmış bir tanım olmamakla birlikte en kısa ifadeyle en az iki kişi arasında güvene dayalı oluşturulabilen iletişim imkânı ve daha geniş olarak toplumu oluşturanlar, sivil toplum örgütleri ve kamu kesimi arasındaki faaliyetleri kolaylaştıran güven ve iletişim ağı şeklinde tanımlar kullanılabilir. Ekonomik açıdan kişi ve kurumlar arasında güvene adayalı ilişkilerin üretime yansıması şeklinde ele alınabilir. Sosyal sermaye ile ilgili yapılan değerlendirmeler de genellikle sosyal normlar, iletişim ağı ve güven kavramlarına sıkça rastlanmaktadır. Bu yönde sosyal sermaye toplumun kültürel değerleriyle ve sosyal yapısıyla doğrudan ilişkili bir olgudur. Maddi olmayan değerlerin sosyal sermayeyi beslediği bir gerçektir. Sosyal sermaye temalı çalışmalar toplum içindeki fertlerin ve kurumların yatay veya dikey iletişimlerini incelemektedir.
2.2  Fiziki, Beşeri ve Sosyal Sermayenin Karşılaştırılması
Beşeri ve sosyal sermaye kavramları son yıllarda ekonomi literatürüne girmiş ve birbirleriyle oldukça ilgili iki kavramdır. Sermaye kavramı son birkaç yıla kadar sadece fiziki anlamda düşünülüyordu. Fakat içsel büyüme teorileri kapsamında büyümeyi etkileyen insan kaynaklı olgularla birlikte beşeri ve sosyal sermaye de ekonomik büyümenin etkileyicileri olarak karşımıza çıkmıştır. Sosyal sermayenin fiziki sermaye ile bir takım ortak ve farklı yönleri mevcuttur. Öncelikle iki olgu arasındaki benzerlik ikisinde üretime ve dolayısıyla ekonomik büyümeye yaptıkları pozitif katkıdır. Öte yandan fiziki sermayenin oluşturulması ve üretimde kullanılması için harcanan yoğun çaba sosyal sermayenin oluşumu için de elzem durumdadır. Ancak sosyal sermaye için harcanan çaba daha çok sosyal içerikli faaliyetlerdir. Başka bir fark ise sosyal sermayenin durağan olmamasıdır. Fiziki sermaye değişmeyen, statik bir yapıya sahiptir. Ayrıca kullanılmadığı takdirde saklanabilir. Ancak sosyal sermayenin olmadığı her an geri dönülemeyen kayıpları doğurur. Ayrıca sosyal sermayenin yokluğu söz konusu ekonomi için negatif bir değer taşır. Sosyal ve fiziki sermayenin diğer bir farkları ise fiziki sermayenin nötr, sosyal sermayenin ise yanlı olmasıdır. Fiziki sermaye kullanılacağı yer ve zaman konusunda iradesizdir.
2.3  Sosyal Sermaye ve Ekonomik Büyüme İlişkisi
Ekonomik büyüme ve sosyal sermaye arasında bulunan ilişkiyi konu edinen birçok çalışma mevcuttur. Bu çalışmalar farklı sonuçlar elde etse de genel olarak sosyal sermayenin ekonomik kalkınmaya pozitif yönde bir katkısının olduğu kabul edilmektedir. Suç oranlarının ve yolsuzlukların azaltılması gibi sosyal sermayeyi besleyen olgular ekonomik kalkınma ivmesini yukarı çeker. Ayrıca güven ortamı sağlanmışsa işlem maliyetlerinin düşeceği gösterilmiştir. Eğitimde başarının artması, gelir dağılımının düzelmesi gibi konularda sosyal sermayenin olumlu etkileri ekonomik büyümeye katkı yapmaktadır. Ayrıca sosyal sermaye sayesinde yeni teknolojilerin özümsenmesi de kolaylaşmakta ve yeni teknolojik gelişmelerin önü açılmaktadır. Öte yandan Amerika’nın sosyal sermayesinin sürekli azaldığını tespit eden Putnam, İtalya’daki kalkınma farklılığının nedeninin sosyal sermayeye bağlamıştır. Sosyal sermaye ekonomik büyümeye doğrudan olabileceği gibi dolaylı olarak da etki edebilir. Emek, sermaye ve zaman kazancı sağlayan güven ortamı sosyal sermayenin var olduğunun göstergelerinden biridir. Can ve mal güvenliğine harcanan kaynakları da minimum hale getiren sosyal sermaye ülke varlıkların etkin kullanılmasını sağlar. Dolaylı olarak ise sosyal sermaye üretim faktörlerinin etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak yoluyla ekonomik büyümeye katkı sunmaktadır. Öte yandan yolsuzlukların azaltılması, demokratikleşme, insan haklarındaki gelişmeler de sosyal sermayenin ekonomi üzerinde sağladığı olumlu etkilerdendir.
2.4  Sosyal Sermayenin Ölçülmesi
Ölçülebilirlik iktisadi konular için her zaman önemli bir konu olagelmiştir. Aynı önem soysal sermaye konusuna da verilmektedir. Zira sosyal sermayenin ölçülmesi için tek bir metot bulunmamaktadır. Sosyal sermayenin net olarak ölçülmesi mümkün görülmemektedir. Bir toplumdaki sosyal sermaye seviyesinin ölçülmesi gözlemlere ve anket çalışmasıyla ortaya konabilir. Suç oranları, senet kullanma oranları, kamudaki bürokratik işlemler gibi değişkenler incelenerek sosyal sermaye hakkında genel bir kanı edinilebilir. Öte yandan bireylere uygulanacak anketler ile de sosyal sermayenin durumu hakkında bilgi edinilebilir. Anket yoluyla yapılan bir çalışmada OECD ülkelerinin sosyal sermaye seviyeleri ölçülmüştür. Sonuç olarak ise gelişmişlik düzeyi ile sosyal sermaye seviyesi arasında pozitif bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Bu çalışmaya göre ekonomik kalkınma için sosyal sermayenin yeterli olduğunu söylemek ne kadar yanlışsa sosyal sermaye olmadan kalkınmanın sağlanabileceğini öne sürmek de o kadar yanlıştır.
2.5  Sosyal Sermayenin Kaynakları
Sosyal sermayenin arttırması ve kalitesinin geliştirilmesi konusu da önemini gittikçe arttırmaktadır. Sosyal sermayenin kaynaklarını aile, sivil toplum örgütleri, firmalar, kamu sektörü ve diğer sosyal organizasyonlar oluşturmaktadır. Aileden başlayıp millet seviyesine çıkan bu kaynakların bilinmesi ve geliştirilmesi ülkelerin üzerinde en çok durması gereken konulardandır.
2.5.1        Aile ve Sosyal Sermaye
Aile bir bireyin ilk karşılaştığı sosyal ortamdır. Kuralları ve sosyalleşmeyi aileden öğrenir ve kişiliğimiz burada gelişir. İnsanların çevreleriyle iyi iletişim kurabilmeleri açısından bulundukları aile önem taşımaktadır. Zira aile kişilerin sosyal yeteneklerine katkı sunmakta, onlara ihtiyaç duydukları iletişim ağlarına katılabilme yetisi katmaktadır.

2.5.2        Sivil Toplum Örgütleri ve Sosyal Sermaye
Sivil toplum örgütleri bir toplumda belli bir amaca ulaşmak isteyen insanların bir araya geldikleri organizasyonlardır. Sivil toplum örgütleri sosyal sermayeyi besleyen önemli bir unsurdur. Kişilerin çevreleriyle olan iletişimlerine katkı sunan sivil toplum örgütleri sayesinde toplumun birbirine entegre olmasını kolaylaştırmaktadır. Fakat bazı durumlarda sivil toplum kuruluşları sosyal sermaye seviyesini arttırıcı etkiler yapmaktan uzak kalkmaktadır. Buna mafya, çete gibi sivil toplum kuruluşlarının ayrımcı, şiddet içeren ve güveni ortadan kaldıran faaliyetleri örnek olarak verilebilir.
2.5.3        Kamu Kesimi ve Sosyal Sermaye
Kamu kesiminin siyasal ve sosyal yapısı sosyal sermayeyi etkileyen önemli bir faktördür. İnsanların düşünceleri rahatça söyleyebilmeleri kamu kesiminin sorumluluğu altında olup bu ortamı tahsis edemeyen kamu kesimi sosyal sermayeyi azaltır. Kamuda insanların emeklerinin karşılığını alamayacakları fikri sosyal sermayeyi baltalayan bir diğer konudur. Ayrıca insan ilişkilerini gerileten bu olgular insanların çift karakterli olmalarına neden olabilmektedir. Bu da güven ortamını ortadan kaldırmaktadır. Gelir dağılımının adaletli biçimde oluşturulması kamu kesiminin sosyal sermaye üzerine etkilerinde biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal barışın tahsisinde önemli yeri olan gelir dağılımı sosyal sermaye açısından ve dolayısıyla ekonomik büyüme açısından oldukça önemlidir.
2.5.4        Sosyal Sermayenin Gelişiminde Diğer Unsurlar
Toplumu kaynaştırıp bir arada kalmasını sağlayan her kavramı sosyal sermaye bünyesinde düşünmek mümkündür. Toplumdaki her türlü ayrımcı fikir sosyal sermayeye negatif katkı sunar. Komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri de sosyal sermayeyi besleyen olgulardır. Öte yandan ülkedeki adalet sisteminin güvenirliği de oldukça önemlidir. Vatandaşların adalet sistemine güvenmediği toplumlarda sosyal sermayenin gelişmesi ve dolayısıyla ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesini beklemek doğru olmaz. Sosyal sermaye olgusunu baltalayan en önemli etmenlerden biri de yozlaşmadır. Yozlaşma ise toplum kurallarının işlevini kaybetmesidir. Mevki ve makam sahibi insanların kurallardan aldıkları yetkileri kişisel çıkarları için kullanmaları yozlaşma olarak tanımlanabilir ve bu sosyal sermaye açısından oldukça kötüdür.
3.      Sosyal Sermaye ve Türkiye Ekonomisi
Pek çok yapısal ekonomik sorunla karşı karşıya kalan Türkiye bu sorunlarından kurtulmak için pek çok farklı politika izlemiştir. Fakat verilere bakıldığında izlenen hiçbir politikanın başarı yakalayamadığı görülmektedir. Türkiye en büyük eksikliği sosyal sermaye konusunda çekmektedir. Türkiye için sosyal sermayenin göz önüne alındığı yeni politikalar geliştirilmesi gerekliliği kaçınılmazdır. Türkiye ekonomik ve sosyal meselelerinin bir arada halletmek için çalışmalıdır. Bu konularda yapılması gereken ayrılıkları değil benzerlikleri ortaya koyarak insanlar arasındaki güven ortamını tahsis etmektir. Bu yönde gelir dağılımının düzeltilmesi, basın özgürlüğü, insan hakları ve demokrasinin tabana yayılması konularına eğilmek gerekmektedir.


4.      Sonuç

Toplumların ekonomik kalkınmalarını sağlayabilmeleri için sosyal sermayelerini de belli bir düzeye çıkarmaları gerekmektedir. Bu bağlamda toplumsal barış, uzlaşma ve güven kavramlarını merkeze oturtarak yeni politikalar geliştirilmesi zorunludur. Sosyal sermaye kavramı ekonomi literatürüne ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkileyen bir parametre olarak girmiştir. Sosyal sermaye kavramı daha çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için önem arz etmektedir. Bu ülkelerin gelişimlerini sağlayabilmeleri sosyal sermaye seviyeleri geliştirmelerine bağlıdır. Toplum ve hükümet arası güvenin sağlanması, insanlar arası güvenin oluşturulması az gelişmiş ülkelerin yapması gerekenlerden en önemlilerdir. Bu kapsamda aile kurumunun ve adalet sisteminin güçlendirilmesi gerekmektedir.

24 Ekim 2016 Pazartesi

Bölgesel Kalkınmada Sosyal Sermayenin Rolü: Konya Bedesten Örneği - Makale Özeti

Makale özeti hazırlanırken yazarların kullandığı plana sadık kalınmıştır. Söz konusu makalenin olanı aşağıdaki gibidir:
            Giriş
1.      Sosyal Sermaye Olgusuna Bakış
2.      Bölgesel Sermaye Olgusuna Bakış
3.      Bölgesel Kalkınmanın Sosyal Sermaye Yaklaşımıyla İlişkisi
4.      Araştırmanın Önemi, Amacı ve Yöntemi
5.      Bulgular ve Değerlendirme
6.      Genel Değerlendirme, Sonuç ve Öneriler


Giriş
Bir ülkenin veya bölgenin kalkınması konusunda en önemli faktörlerden biri de insandır. Bir toplum kalkınırken elinde bulundurduğu kaynakları en etkin şekilde kullanmak ve böylece kalkınmak ister. Bu kaynakların merkezinde insan ögesi bulunmaktadır. İşte bu yüzden ekonomi biliminin de konusu çoğu zaman insan ve onun refahıdır. İnsanlar iktisadi olaylardan lehte ya da alehte etki görebilirler. Bu sebeple de ekonomik olayları yönlendirmek isterler. Tam bu noktada sosyal sermaye olgusuyla karşılaşıyoruz. Sosyal sermaye kişilerim sosyal değer yargılarını kapsayan, insanların birbirleriyle ve kurumlarla olan güven hissini gösterebilen bir olgudur. Kişiler arası, ülkeler arası ya da toplumlar arası etkileşim sosyal sermayeyi arttıran durumlardır. Sosyal sermayenin artmasıyla da kalkınma olumlu yönde değişmektedir. Bu çalışma sosyal sermayenin bölgesel kalkınmaya etkisini Konya Bedesten özelinde irdeleyecektir.
1.      Sosyal Sermaye Olgusuna Bakış
Bireylerin ve kurumların birbirleriyle olan ilişkilerinin, ülkelerin ekonomik düzeyleri hakkında önemli belirleyicilerden biri olduğunu gösteren sosyal sermaye sosyoloji, işletme, siyaset gibi bilim dallarının da konusudur. Francois’e göre, insanların sosyal ilişkilere girmesi ve sosyal ağlara dahil olması sosyal sermayenin en önemli olgusudur. Ayrıca kişiler arası güvenin sağlanabilmesi de insanların sosyal faaliyetlerde bulunmasına bağlı olduğunu belirtilmiştir. Sosyal ilişkilerin ilerlemesi büyük ölçüde güvene bağlı olup, güveni sosyal sermayenin en temel faktörlerinden biri haline getirmiştir. Bir toplumda kişiler birbirlerine ne oranda güveniyorlarsa sosyal sermaye o denli büyüktür diyebiliriz. Sosyal sermayenini en büyük faydalarından biri toplumsal yaraları iyileştirmeye olan katkısıdır. Ayrıca insanların birbirine güven hissi ile bağlı olarak huzurlu bir şekilde yaşamalarına zemin hazırlar. Öte yandan güven problemi olmayan bir toplumda güvenlik harcamaları da minimuma inecek, bu da refah artışını kolaylaştırıcı bir etki yaratacaktır.
            Fukuyama’ya göre ise sosyal sermaye ekonomik olarak işlem maliyetlerini azaltıcı bir etki yaparak iktisadi fayda yaratmaktadır. Toplumsal açıdan ise demokrasinin başarısına olumlu katkı yapmaktadır. Kişiler arası iletişimin sağlığı toplumsal verimlilik sağlamaktadır. Sosyal etkileşim ağlarının geniş olduğu bölgelerde zenginlik daha kolay elde edilmektedir.
2.      Bölgesel Kalkınma Olgusuna Bakış
Bölgenin refah seviyesinin arttırılmasını amaçlayan, katılımcılığı sürdürülebilirliği temeline alan çalışmalar bütüne bölgesel kalkınma diyoruz. Bölgesel kalkınma söz konusu bölge ile çevre bölgelerin ve hatta dünyanın ile etkileşimini arttırarak ekonomik ve sosyal yeterliliklerin harekete geçirilmesini amaçlar. Bölgelerin refah farklarının ortadan kaldırılması zor bir iştir. Bu zorluk ekonomik, siyasi ya da toplumsal anlamda ortaya çıkabilir. Nispeten geri kalmış bölgelerin kalkınmasını sağlamak oldukça maliyetli bir çaba gerektirmektedir.Sosyal sermayenin bölgesel kalkınmaya birbiriyle iş yapabilme kültürünü sağlamlaştırma etkisi dolayısıyla pozitif bir katkısı vardır. Sosyal sermayenin toplumsal bir kaynak olduğu hesaba katıldığında bölgesel kalkınma sosyal sermayenin en çok var olduğu meselelerden biri olması şaşırtıcı olmaktan çıkacaktır.

3.      Bölgesel Kalkınmanın Sosyal Sermaye Yaklaşımlarıyla İlişkisi
Gelişmekte olan ülkeler bölgesel refah farklarını ortadan kaldırabilmek için sosyal sermaye olgusundan sıkça faydalanmaktadırlar. Bir bölgenin kalkınması yalnızca fiziki ve beşeri sermayesinin yeterliliğine dayanmamaktadır. Bölge halkının birbiriyle olan iletişimi, sosyal faaliyetleri ekonomik kalkınma açısından önem arz etmektedir. Ayrıca dayanışma kültürü gelişimine katkı yapan sosyal sermaye sayesinde üretme  faaliyetlerini de kolaylaştırıcı etkiye sahiptir. Bölgesel kalkınma meselesi çerçevesinde ülkelerin siyasi yapıları, eğitimleri sosyal sermaye kapsamında şekil almaktadır. Ekonomik performans kadar güven, işbirliği, dayanışma kültürü gibi soyut olgular da önem arz etmektedir. Sosyal sermaye kalkınma konusunun bölgesel anlamda destekleyicisidir. Bölgede artan rekabet iletişim ve bilgi teknolojilerindeki gelişim ile doğrudan ilişkili hale gelmiş ve sosyal sermaye de bu farkındalık ekseninde kalkınmaya katkı vermektedir. Öyle ki kimi bölgelerin geri kalma nedeninin ekonomik değil, yeniliklere ayak uyduramamaları sonucuna varılmaktadır. Sosyal ağlar ile bölgelerin kalkınması arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Sosyal sermaye ise sosyal ağların gelişmesinde önemli bir yer tutar.

4.      Araştırmanın Önemi, Amacı ve Yöntemi
Konya Bedesten tarihi Romalılara dayanan çok eski bir ticarethanedir. Konum olarak ulaşılabilirliği ve bölgesel büyüklüğü ile şehre önemli katkılar yapmaktadır. Bu bölge çok sayıda türbe, cami, sokak ve okul barındırmaktadır. Sosyal sermayenin bölgesel kalkınma için ne anlam ifade ettiğini görebilmek açısından Bedesten bölgesinin incelenmesi oldukça faydalı olacaktır. Bedesten bölgesindeki esnaflar arasında saha araştırılması yapılmıştır. Rast gele örneklem sistemine göre anket uygulaması yoluna gidilmiştir. Esnaf arasında iletişim seviyesi belirlenmiştir.

5.      Bulgular ve Değerlendirme
50 kişilik örnekleme uygulanan araştırma sonucu elde edilen veriler SPSS 14 paket programına yüklenmiş ve Cronbach’s Alpha değeri 0,728 düzeyinde bir güvenilirlik hesaplanmıştır.
            Araştırmaya katılanların yaş durumu çeşitlilik göstermekte olup 41-50 yaş aralığında olanların sayısı yüksektir. Ayrıca eğitim seviyesi genel itibariyle lise ve ilkokul düzeyindedir. Katılımcıların büyük çoğunluğu otuz yıldan uzun bir süredir Konya’da yaşamaktadırlar. İşletmelerin kuruluş yıl aralığı ise 1975-2000 arası olup 2000 sonrası kurulanların oranı %30’dur. Ayrıca katılımcıların yarısı işletmenin sahibi durumundadır. İşletmelerinde üçüncü kuşak olanların sayısı %30, birinci kuşak olanların sayısı yine %30’dur. Araştırmaya göre esnafların yarısına yakını yirmi yıldan uzun süredir Bedesten bölgesinde faaliyet göstermektedirler. Esnafların kendilerini bulundukları bölgenin bir parçası hissettikleri de %46 gibi bir orana denk gelmektedir. Ayrıca kültürel ve dini çeşitlilik esnaflar açısından olumlu karşıklanmaktadır. Basın yayın organlarına güven duyan esnaflar adalat sistemine de aynı oranda güven beslemektedirler. İnsanlara güven duyma oranı da bölge esnafıiçin oldukça yüksektir. Esnaflar maddi sıkıntı yaşadıkları durumda yakın akrabalardan yardım isteyeceklerini belirtmişlerdir. Ayrıca Bedesten bölgesindeki esnafların birbiriyle etkileşimlrinin seviyesini ölçen anket soruları genellikle güven duygusunun yüksek olduğu cevaplarla sonuçlanmıştır. Eğitim seviyesi yükseldikçe güven düzeyinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ikinci ve üçüncü kuşak esnafların sivil toplum kuruluşlarına güvendiği ama birinci kuşak esnafların güvensizlik duyduğu saptanmıştır. Birinci kuşak işletmeler güven duygusuna çok önem verirken, dördüncü kuşak esnaflar mesleki donanıma daha fazla itina etmektedirler.
6.      Genel Değerlendirme, Sonuç ve Öneriler
Esnaf dış dünya ile entegredir ve basın yayın kuruluşlarına, adalet sistemine, hükümete güven beslemektedirler. Bazı bulgulara göre ise esnafların tarihi geçmişleri arttıkça güven düzeylerinin arttığı görülmüştür. Bu aidiyet duygusuna bağlanabilir. Öte yandan bölge esnaflarının birbirlerini ziyaret etmedikleri ve bir kanaat önderinin bölgelerinde bulunmadığı saptanmıştır. Bu durum etkileşim düzeyinin arttırılmasına engel teşkil etmektedir. Esnafın birbirleriyle bir araya gelmesi faydalı olacaktır. Bu güven düzeyini arttıracaktır. Son olarak esnafların neden Bedesten bölgesinde faaliyet gösterdiğinin cevabı olarak bölgenin bir ticaret merkezi olmasıyla karşılaşılması sosyal sermayenin düşüklüğünü göstermektedir. Bu durum esnafların bir tercih fırsatı yakaladıklarında Bedesten bölgesini terk edebileceklerini göstermektedir.