In English

24 Ekim 2016 Pazartesi

Dış Borçların Ekonomik Büyüme Üzerindeki Etkisi: Türkiye Örneği - Makale Özeti

Makale özeti hazırlanırken yazarların kullandığı başlık dağılımına sadık kalınmıştır. Bu başlıklar şekildeki şöyledir:
Giriş
1.      Dış Borçlanma Nedenleri
2.      Dış Borç-Ekonomik Büyüme İlişkisini Açıklayan Yaklaşımlar
3.      Dış Borç-Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Uygulaması
  Sonuç

                   Giriş
                   Ülkeler giderek artan küreselleşme, gelir adaletsizlikleri, kaynak dağılımındaki adaletsizlikler gibi sebeplerle birbirleri arasında gelişmişlik farkları yaratmaktadırlar. Günümüz dünyasında bazı ülkeler gelişme süreçlerini çok daha önce başlatıp sürdürürken kimi ülkeler de bu sürece henüz yeni geçebilmiştir. Gelişmekte olan ülkeler şeklinde isimlendirilen bu devletler için gelişimlerini sürdürmek için ihtiyaç duydukları fonları yurtiçinden karşılayamadıklarından dış borçlara yönelmişlerdir. Türkiye için de bu durum 1950’lerden beri böyledir.
                   Dış kaynaklardan gelir elde etme yöntemi olarak isimlendirilen dış borçlanma, gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın önemli bir ayağı olmuştur. İç tasarrufların yatırım ihtiyacını karşılamada yetersiz kalması gelişmekte olan ülkeleri dış borçlanma yoluna götürmektedir. Yine ithalatı ihracatından fazla olan ülkeler de döviz kıtlığını dış borçlara yönelerek aşmayı tercih etmektedirler.
                   Dış borçların ekonomik büyüme ile ilişkisini inceleyen bilimsel çalışmaların sonuçlarına bakıldığında ortak bir sonuç göremiyoruz. Dış borçların büyümeyle negatif ilişkisi ağır bassa da pozitif ilişki olduğunu gösteren çalışmalar da mevcuttur. Türkiye için yapılan çalışmalarda dış borçların ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini sonucuna varılmıştır.

1.      Dış Borçlanma Nedenleri
IMF, WB, OECD VE BIS ortak tanımına göre dış borç bir ülkede bulunan yerleşiklerin yerleşik olmayanlara karşı sözleşmeli yükümlülükleridir. Bu yükümlülük faizli ya da faizsiz olabilen anapara ödemeleridir. Ülkeye yapılacak büyük yatırımlar açısından dış borçlar büyük önem arz etmektedir. Ülkelerin dış borçlara yönelmesinin sebeplerinden bazılarını iç borçlanma imkânının düşük olması, döviz ihtiyacının olması, kronikleşen bütçe açıkları ve olağanüstü durumlarda doğan acil fon ihtiyacı şeklinde sıralayabiliriz. Gelişmekte olan ülkelerin dış borçlanmaya yönelmesinin en büyük nedenleri yatırımların iç kaynaklarla finanse edilememesi ve ihracat ile ithalat farkından oluşan döviz ihtiyacının karşılanması gerektiğidir.

2.      Dış Borç-Ekonomik Büyüme İlişkisini Açıklayan Yaklaşımlar
Dış borçların bir ülke ekonomisinin büyümesine olan etkisi ilk bakışta belirsizdir. Bu etki ülkenin iç dinamiklerine, borcun faiz oranına ve dış borçla elde edilen kaynağın etkin şekilde kullanılıp kullanılmamasına bağlıdır. Etkin kullanılan dış borç düşük faiz ödemesiyle birlikte ekonomik büyümeyi olumlu etkileyecektir. Fakat tersi durumda bu etki negatif olabilir.
A.     Zamanlararası Borçlanma Modeli
Nissanke ve Ferrarini tarafından ortaya konan bu model zamanlararası borçlanma teorisinin bir uzantısıdır. Bu modele göre ülkelerin aldıkları dış borçlarla daha fazla yatırım yapma kapasitesi elde etmiş olacaklar ve refah seviyelerini arttırabileceklerin sonucuna ulaşmaktadır.
B.     Borçla Büyüme (Growth-Cum-Debt) Modeli
Bu model alınan dış borçların niteliği üzerinde durmakta ve dış borçların ekonomik büyümeyi olumlu etkilemesini belirli şartlara bağlamaktadır. Bu şartlar yabancı kaynağın gelire dönüşme etkinliğinin yüksek olması, elde edilen ek gelirin tasarruf edilerek yatırımlarda kullanılmasıdır. Ayrıca dış borcun faiz oranı ve vadesi gibi özelliklerinin belirlediği maliyet unsuru da önemlidir. Borçla Büyüme Modeli ’ne göre bir ülke kalkınmaya başlarken yatırımları iç tasarruflarla finanse edemeyeceğinden dış borçlara yönelir. Ülke kalkınmaya devam ettikçe tasarruf miktarı gittikçe artar ve ileriki zamanlarda yatırımlar yurtiçi tasarruflar tarafından karşılanır düzeye gelebilir. Bu modele göre dış borçların ekonomik büyüme sağlaması cari işlemler açığının finansmanında kullanılmasına bağladır.
C.     Borç Fazlası (Debt Overhang) Teorisi
Borç Fazlası Teorisi dış borçlanma ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi açıklayan en temel argümanlardan biridir. Bu teori temel olarak ülkenin geri ödeme gücüne odaklanır. Eğer ülke borç stokunu geri ödeme gücüyle desteklerse dış borçlar olumlu bir etki yaratır. Fakat ülkenin borç stoku geri ödeme gücünü aşarsa bu durum yatırımların azalmasına ve dolayısıyla ekonominin küçülmesine neden olur. Ülkenin çok fazla borçlu olduğunu gören girişimciler gelecekte bu borcun ek vergilerle kendileri üzerinden ödeneceğini düşünür ve yatırım yapmaktan kaçınırlar. Dış borçlar kısa vadede ekonomik büyümeyi tetikleyen bir unsur olarak kullanılırken sonraki dönemlerde daraltıcı bir etmene dönüşebilmektedir. Bunu çok iyi bilen yatırımcılar olumsuz senaryonun gerçekleşmesini beklediklerinde yatırım yapmaktan çekinecekler ve büyümeyi negatif etkileyeceklerdir.
Öte yandan yüksek dış borç belirsizlikleri arttırır. Oluşan risk ve belirsizlik ortamı hükümetlerin uygulayacağı politikaları tahmin etmeyi zorlaştırır. Hükümet dış borçları ödemek için kamu yatırımlarını azaltma yoluna gidebilir. Böyle olursa toplam yatırımlar azalacağından büyüme de yavaşlayacaktır. Yüksek dış borç ödemeleri kamu açıklarını arttırır ve faiz oranlarının yükselmesine sebep olur. Bu da ekonomik büyümenin yavaşlaması anlamına gelmektedir. Son olarak yüksek dış borcun yarattığı belirsizlik ortamı yatırımcıları kısa sürede kar edebilecekleri alanlara yönlendirir. Bu da etkinliğin yüksek olduğu uzun dönemli yatırımların azalması demektir. Fonların etkinliğini kaybetmesi de büyüme için olumsuzdur.
D.     Sürdürülebilirlik Yaklaşımları
Gelişmekte olan ülkeler sahip oldukları kıt sermaye gerçeği nedeniyle dış borçlara yönelirler. Dış kaynaklarla büyümelerini sürdürebilmek isterler. Sürdürülebilirlik yaklaşımları dış borçların fayda ve maliyetleri ile ilgilenir. Bir dış borçtan elde edilen fayda ya da gelir maliyetinden yüksekse bu borç ekonomiye olumlu yansıyacaktır. Getirisi maliyetinden yüksek olan borç sürdürülebilir borçtur. Bu yaklaşımlara göre dış borçların sürdürülebilmesi söz konusu borcun marjinal faydasının marjinal maliyetine eşit olmasına bağlıdır. Bu noktadan öteye gidildiğinde dış borç ekonomiyi olumsuz etkilemeye başlayacaktır.
Ayrıca dış borçlar genel olarak döviz şeklinde ödendiğinden borçların sürdürülebilir olması ihracat düzeyi ile de yakından alakalıdır.

3.      Dış Borç-Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Uygulaması
Bu bölümde dış borçlar ve büyüme arasındaki ilişkiyi inceleyen deneye dayalı çalışmalara yer verilmiş olup, iki değişken arasındaki ilişki Türkiye örneği üzerinden doğrusal regresyon analizi ile ortaya konmuştur.
A.     Literatür İncelemesi
Borç Fazlası Teorisi dış borç ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi açıklayan çalışmaların temelini oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda çok fazla dış borcu olan ülkeler üzerinden bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonuç olarak dış borç ile büyüme arasında negatif bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
            Wijeweera, Coheni Deshpande, Lin ve Sosin, Were, Hansen gibi araştırmacıların yaptığı çalışmalar Sri Lanka, Latin Amerika, Afrika ülkeleri gibi bölgeler üzerine yoğunlaşmıştır. Kısa ve uzun vadeli yapılan bu araştırmalar dış borç stoğunun ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği sonucuna varmıştır. Türkiye için ise Kara (2001), Karagöl (2002), Javed ve Şahinöz (2005) gibi araştırmacılar söz konusu ilişkiyi incelemiş ve genele uygun sonuçlar elde etmişlerdir.
B.     Model
Bu çalışmada Cunningham’ın üç bağımsız değişkenden oluşan modeli örnek alınmıştır. Bu modeldeki bağımsız değişkenler borç servisi, sermaye stoğu ve işgücüdür. Bağımlı değişken ise GSMH’dır. Bu modele ek olarak Karagöl kendi çalışmasında beşeri sermayeyi bağımsız değişkenler arasına eklemiştir.


C.     Değişkenlerin Tanımlanması
Y = GSMH, K = Sabit sermaye yatırımları P = Nüfus artış hızı, D/Y = Toplam dış borç stokunun GSMH içindeki payı, H = Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumları’nın destekli bütçe içeresindeki payı, OP = İhracat ve ithalat toplamının GSMH içerisindeki payı ve u = hata terimini göstermektedir
D.     Veriler ve Kullanılan Ekonometrik Metot
Bu çalışmada kullanılan veriler farklı kaynaklardan (DPT, TUİK, WDI 2005, MEB) elde edilmiştir. Bu veriler kullanılarak en küçük kareler yöntemiyle doğrusal regresyon analizi yapılmıştır.
E.     Analiz Sonuçları
Regresyon analizinde kullanılan seriler durağanlık testine tabi tutulmuştur. Testin sonuçlarına göre dış borç serisinin sabitli trendli regresyon denklemine göre, beşeri sermaye serisinin ise sabitli regresyon denklemine göre durağan olduğu görülmüştür. Diğer serilerin ise durağan olmadıkları bulunmuştur. Bütün serilerin durağan çıkmaması amacıyla birinci dereceden farkları alınarak tekrar durağanlık testi uygulanmıştır. Bu test sonucunda ise serilerin birinci dereceden durağan oldukları tespit edilmiştir. Son elde edilen verilerle en küçük kareler yöntemi kullanılarak doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuca göre veriler bir bütün olarak %5 seviyesinde anlamlıdır. Modelin açıklama getirme kabiliyeti hayli yüksektir.
F.      Bulgular
Uygulanan testler ve regresyon analizi sonucu dış borçlanma ile ekonomik büyüme arasında %1 anlam seviyesinde negatif ilişki gözlenmiştir. Sonuç olarak Türkiye’de dış borçlar büyümeyi olumsuz etkilemektedir.

Sonuç
Dış borçların ekonomik büyümeye etkisinin incelendiği bu çalışma borç fazlası teorisini temel alarak Türkiye’den dış borcun kalkınmaya negatif etkisini göstermiş bulunmaktadır. Daha önceki ampirik bulgular yönünde ulaşılan sonuç Türkiye’nin dış borcunu azaltma eğilimine girmesi gerektiğini söylemektedir. Bu çalışmada 1968-2005 yılları arasında gerçekleşen veriler kullanılmıştır.


2 yorum:

  1. Kaleminize sağlık. Bu hesaplamaya sıcak paranın ekonomiye olan etkisini de katmak gerekir mi? Kısaca bu sorumu nasıl doğru bir şekilde anlatabilirim bilmiyorum. Sıcak para bir illüzyon yaratıyor sanki. Bir örnekle açıklarsam. Ben bankaya TL verip karşılığında dövizi rahatlıkla alabiliyorum. Cari fazla veren bir ülke olmadığımıza göre bize bu lüksü sağlayan olanağını ağırlıkla sıcak para sağlıyor. Bu imkan/lüks sanki yatırımların verimli olmayışına da sürüklüyor. Diyelim ki bir ülkede sıcak para tarzı bir giriş olmasa, banka bir firmaya döviz kredisi açarken, açtığı kredinin döviz kazandırıcı bir yatırıma gitmesine özen gösterecektir. Ama şimdi buna özen gösterilmiyor, çünkü yatırım döviz kazandırıcı bir faaliyet olmasada, borçlu döviz kredisini ödeyebiliyor. Sıcak para aktığı sürece bir sorun yok. Ama sonuçta borç ödenmemiş oluyor. Bu nedenle döviz kredisinin yani dış borçların bize katkısının olumsuz olduğunu açıklayabilir miyiz?

    YanıtlaSil
  2. Sizin bakış açınız dış borcun dolaylı bir etkisine dikkat çekiyor. Fakat TL'nin döviz cinsine dönüştürülmesi sadece sıcak paraya değil ülkedeki bankaların ve Merkez Bankasının döviz rezervlerine de bağlı bir durum.Bir de bu makaledeki dış borç sadece döviz cinsinden borç anlamına gelmiyor. Bu ülkede yaşayanların diğer ülkelerde yaşayanlara olan borcunu kastediyoruz.

    YanıtlaSil