In English

24 Ekim 2016 Pazartesi

Beşeri Sermaye ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Yatay Kesit Analizi ile AB Ülkeleri Üzerine Bir Değerlendirme - Makale Özeti

Söz konusu makalenin analiz esaslı özeti çıkarılırken yazarın oluşturduğu plana sadık kalınmıştır. Makale planı aşağıdaki gibidir:
            Giriş
1.      Beşeri Sermaye: Kavram ve Teorik Çerçeve
1.1    Beşeri Sermaye Tanımı
1.2    Teorik Çerçeve
2.      Beşeri Kalkınma Endeksi
3.      Beşeri Sermaye ve Ekonomik Kalkınma İlişkisi
4.      Türkiye’de Beşeri Sermaye ve Ekonomik Kalkınma
5.      Model ve Veri Seti
5.1    Ampirik Model ve Veri Kaynakları
5.2    Model Sonuçları
Sonuç
Kaynakça


Giriş
            Beşeri sermaye en kısa şekilde emeğin sahip olduğu bilgi ve beceriler şeklinde tanımlanabilir. Beşeri sermayenin oluşumunda tecrübe, bilgi ve eğitim temelde yer alan kavramlardır. Modern dünyada ekonomik kalkınma paritelerinden fiziksel sermayenin yerini beşeri sermayeye bıraktığı görülmektedir. Klasik büyüme teorilerinde beşeri sermaye ve teknoloji gerekli değeri görememiştir. Klasik iktisatçılar büyümeyi tasarruflarda ve fiziksel sermayedeki artışın bir sonucu olarak görmüşler, teknolojik gelişmeleri dışsal bir olgu olarak kabul ettiklerinden modellerine dâhil etmemişlerdir. Geleneksel iktisatçılara zıt olarak içsel büyüme teorileri teknolojik gelişmeleri büyümenin önemli bir etkeni olarak kabul etmişlerdir. Teknolojinin üretim safhasında yarattığı verim artışı içsel büyüme teorisyenlerinin gözünden kaçmamıştır. Teknoloji ise bir ülkenin beşeri sermayesi hakkında bilgi veren önemli bir ölçüttür. Zira nitelikli iş gücü teknolojik yeniliklere daha kolay ulaşır ve onu daha kolay benimser. Beşeri sermayenin yüksek olduğu toplumlarda verimlilik daha yüksektir ve bu da büyümeyi pozitif yönde etkiler. Günümüzde beşeri sermayenin ekonomik büyümeyi etkileme derecesinin yüksek olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu çalışmada beşeri sermaye ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki yatay kesit veri analizi yöntemi ile AB ülkeleri özelinde ele alınacaktır. 2012 yılı verilerinin kullanılacağı çalışmada beşeri sermayenin ekonomik büyümeye etkisi ampirik olarak incelenecektir.
1.      Beşeri Sermaye: Kavram ve Teorik Çerçeve
1.1    Beşeri Sermayenin Tanımı
Beşeri sermaye üretime katılmış olan işgücüne at olan bilgi, beceri, tecrübe ve dinamizm gibi pozitif değerlerin tümüdür. Sonradan kazandırılan bu değerler üretim sürecinde verimlilik sağlar. Ayrıca yeni teknolojik gelişmelerin kapısını açar. Böylece ülke ekonomisinin büyümesine pozitif katkı sunar. Bartolo’ya göre beşeri sermaye kişilerin gelir üretebilme yeteneğidir. Becker için ise beşeri sermaye eğitim ve sağlık harcamaları sonucu oluşur. Becker fiziki sermayenin insandan ayrılabileceğini fakat beşeri sermayenin ait olduğu insandan ayrılamayacağını belirtmiştir. Beşeri sermayeyi belirleyen en önemli faktör eğitim ve sağlık harcamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte sosyal sermaye de beşeri sermayenin oluşumunda oldukça etkilidir. Sosyal sermaye beşeri sermayenin verimliliğini arttıran bir unsurdur. Öte yandan gelişmiş ülkelerin kalkınması incelendiğinde beşeri sermayenin büyük bir payı olduğu dikkat çekicidir.
1.2    Teorik Çerçeve
Klasik iktisadi düşüncede sermaye kavramı daha çok makine, teçhizat gibi fiziki anlamda kullanılagelmiştir. İnsanı bir sermaye faktörü olarak görmek, insan onurunu zedeleyici bir üslup olarak görüldüğünden bu daha sonraları gerçekleşmiştir. Beşeri sermaye konusunda öncü çalışmaların sahibi Marshall, Smith ve Mill olmasına rağmen bu iktisatçıların çalışmaları modern beşeri sermaye çalışmalarına etkide bulunamamıştır. Marshall’a göre beşeri sermaye bir piyasaya sahip olmadığından ve net biçimde ölçülemediğinden iktisada konu olmamalıdır. Marshall’ın bu düşünce yapısı beşeri sermaye çalışmalarının gecikmesine neden olmuştur. Becker, Denison ve Shultz gibi iktisatçılar ABD nazarında beşeri sermaye ile ilgili çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalar eğitimin iş gücü üzerindeki verimlilik arttırıcı etkisinden bahsetmiştir. Bu sayede beşeri sermaye ekonomik büyüme konusunda literatüre dâhil edilmiştir. 1980’li yıllarda bilgi ve teknoloji ağırlıklı üretim ön plana çıktığında beşeri sermaye önemini arttırmıştır. Lucas ve Rebelo çalışmalarında beşeri sermayeyi üretim faktörlerinden biri olarak ele almışlardır. Beşeri sermayenin iktisadi bir unsur olarak önemi gittikçe artmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren gerçekleştirilen içsel büyüme teorileri beşeri sermayeyi ekonomik kalkınmanın itici bir gücü olarak görmektedir. Beşeri sermeyenin ekonomik büyümeyi nasıl etkilediği konusunda çok sayıda çalışma vardır. Bunların birçoğu beşeri sermayenin ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilediğini göstermiştir.
2.      Beşeri Kalkınma Endeksi
Ekonomik kalkınma her ne kadar milli gelir ile ölçülmeye çalışılsa da bu günümüzde yeterli görülmemektedir. Kalkınmışlık seviyesi incelendiğinde sadece milli geliri dikkate almak pek çok şeyi göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Milli gelirinin yüksek olması söz konusu ülkeyi kalkınmış bir ülke yapmaya yetmez. Milli gelirin yanında iktisadi faydanın dağılımı, yoksulluk, yetersiz beslenme, okur-yazar oranı gibi sosyal faktörler de kalkınmışlık düzeyini hesaplarken göz önüne alınması gereken etmenlerdendir. Bu doğrultuda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 1990 yılında Beşeri Sermaye Endeksi adlı ölçütü geliştirmiştir. Ülkelerin zaman içindeki sosyo-ekonomik gelişimlerini ölçen endeks hükümetlere uygulamaları gereken politikalar hakkında yardımcı olabilmektedir. Beşeri Kalkınma Endeksi gelir, eğitim, çevre kirliliği, elektrik hizmetlerine ulaşım, ısınma için kullanılan yakıt türü gibi insani gelişmeyi ölçmek için kullanılan göstergeleri kullanmaktadır. Beşeri Sermaye Endeksi eğitim, sağlık ve gelir açısından üç bileşik ölçüt sunmaktadır. Beşeri Kalkınma Endeksinin en temel ögelerinde biri yaşam beklentisinin uzunluğudur. Yaşam beklentisi toplumda değişik gruplar için hesaplanabilmektedir. Fakat bu konu ile ilgili elde edilen bilgilerin niteliği çok iyi değildir. Diğer önemli Beşeri Kalkınma Endeksi unsuru eğitimdir. Beklenen okullaşma yılı ve ortalama okullaşma yılı eğitim unsurunun belirleyicileridir. Eğitimde başarı yakalanabilinmesi için farklı grupları ayrı ayrı değerlendirmek daha avantajlıdır. Örneğin kadın ve erkeklerin farklı hesaplanması iki grup arasındaki eşitsizliğin görülmesi açısından faydalı olabilir. Bir diğer ana unsur ise gelirdir. Gelirler karşılaştırılırken satın alma gücü paritesinin kullanılması önemlidir. Beşeri Kalkınma Endeksi sıfır ile bir arasında bir değer almaktadır ve bire yaklaşan ülkeler kalkınmış ülkeler sınıfına girmektedirler.
3.      Beşeri Sermaye ve Ekonomik Kalkınma İlişkisi
Ekonomik kalkınma gelirde yükseliş, eğitim ve sağlıkta iyiye gitme ve teknolojik gelişme gibi faktörleri kapsar. Bu faktörlerden her biri ekonomik büyümeyi farklı şiddetlerde etkilemektedir. Bu faktörlerin hepsinin ele alının ekonomik kalkınmayı nasıl etkiledikleri hakkındaki çalışmalar büyüme iktisatçıları arasında oldukça popülerdir. Ekonomik kalkınmanın fiziki boyutu kadar niteliksel anlamının da önem kazandığı bir gerçektir. İnsanın yetenekleri, eğitim seviyesi gibi unsurlar yenilik ve inovasyon olgularını güçlü hale getirmektedir. 1960’larda ortaya çıkan beşeri sermaye günümüzde ekonomik kalkınmanım itici gücü kabul edilmektedir. Romer ve Lucas önderliğinde içsel büyüme teorileri teknolojiyi dışsal bir faktör olarak görmemiştir. Bu da beşeri sermayeye atfettikleri değeri ortaya koymaktadır. Büyüme teorileri ülkeler arası büyüme farklılıklarını bilgi birikimi ve beşeri sermaye birikimi farklılıklarına bağlamaktadır. Bilgi birikimi yaparak öğrenme ve AR-GE yatırımlarının bir sonucudur. Beşeri sermaye unsuru ayrı bir üretim faktör gibi kabul edilmeye başlanmıştır. Teknolojinin verimliliğini arttıran beşeri sermaye ekonomik kalkınmaya olumlu etki eden bir faktördür. Hükümetlerin eğitim ve teknolojik altyapıya yaptıkları yatırım ülkelerin beşeri sermayelerinin arttırıcı bir etkiye sahiptir. Rebelo da beşeri sermaye konusunun üzerine oldukça eğilmiş ve beşeri sermayenin arttığı ülkelerde ekonomik büyümenin daha kolay gerçekleştiğini saptamıştır. Beşeri sermayenin yeni teknolojilerin elde edilmesinde ve benimsenmesindeki rolü ile ekonomik büyümeyi geliştirici etkisinin olduğu Romer, Grossman, Helpman gibi iktisatçılar tarafından oraya konmuştur. ABD, İngiltere, Japonya gibi ülkelerin kalkınma süreçlerine bakıldığında beşeri sermayenin rolü göze çarpmaktadır. Ayrıca hızlı bir kalkınma içine giren Güney Kore ve Tayvan gibi ülkeler de bu başarılarını beşeri sermayeye borçludurlar. Eğitime yaptıkları yatırım ile kalkınmışlıklarını hızlandıran bu ülkeler içim beşeri sermaye gelişimin şartlarından biridir. Öte yandan petrol zengini ülkeler kalkınmanın sadece gelirle olamadığını göstermesi açısından iyi örneklerdir. Bu ülkeler sadece fiziki sermaye ile kalkınma olmadığının göstergesi durumundadırlar.
4.      Türkiye’de Beşeri Sermaye ve Kalkınma İlişkisi
Ekonomik kalkınma sadece nicel değil niteliksel değişiklikleri de barındırmaktadır. Tarımın payının düşüp sanayinin payının artması nitel bir göstergedir. Kalkınmanın amacını ise halkın uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilmesi için gerekli ortamın sağlanması olarak tanımlamak mümkündür. Türkiye’nin ekonomik kalkınmışlık konusundaki en büyük eksiği olarak eğitim göze çarpmaktadır. İleri teknolojiye hâkim olan ve yüksek katma değerli ürünler üreten bir sisteme geçebilmek eğitim ile olmaktadır. Türkiye’nin eğitim konusunda yetersiz olduğu kendi sınıfındaki ülkelerle karşılaştırıldığı zaman gün yüzüne çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan beşeri kalınma göstergelerine bakıldığı zaman Türkiye’nin beşeri kalkınma endeksinin yıllar boyunca artış içine girmiş olduğunu görüyoruz.



5.      Model ve Veri Seti
Ekonomik büyüme ile beşeri sermaye arasındaki ilişkiyi yatay kesit veri analizi yöntemini kullanarak ortaya koymak amacındaki bu makale örnek olarak AB ülkelerini seçmiştir Modelde 2012 verileri kullanılacaktır.
5.1    Ampirik Model ve Veri Kaynakları
Modelde doğumda yaşam beklentisi, beklenen okullaşma yılı ve ortalama okullaşma yılı açıklayıcı değişken olarak bulunmaktadırlar. Ekonomik büyüme ise bağımlı değişken durumundadır. Ekonomik büyüme göstergesi olarak kişi başı milli gelir düzeyine ilişkin veriler Dünya Bankası internet sitesinden alınmıştır. Diğer bilgiler UNDP’ye ait internet sitesinden temin edilmiştir.
5.2    Model Sonuçları
Yatay kesit yönteminde sıklıkla karşılaşılan değişen varyans sorunu “white heteroskedasticity-consistent standart errorss & covariance” yaklaşımı kullanılarak bertaraf edilmiştir. En Küçük Kareler yöntemi ile tahmin edilen sonuçlar oldukça düşük bir p değeri ile elde edilmiş bu da modelin ne denli anlamlı olduğunu göstermektedir. Doğumda beklenen yaşam süresinin %1 anlamlılık düzeyinde istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişkisinin ekonomik büyümeyle aralarında var olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca %5 anlamlılık derecesinde beklenen okullaşma yılı ile ekonomik büyüme arasında yine pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Son bağımsız değişken olan ortalama okullaşma yılı ile ekonomik büyüme arasında ise %10 anlamlılık derecesinde anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tahmin edilmiştir. Sonuç olarak beşeri sermaye ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişkinin olduğu bulgusuna varılmıştır.
Sonuç

Neoklasik ve içsel büyüme teorileri çerçevesinde geliştirilen beşeri sermaye yaklaşımı ekonomik büyümeye itici bir güç olarak destek vermektedir. Gelişmekte olan ülkeler için beşeri sermayenin önemi daha da artmaktadır. Bu ülkelerin kalkınmış ülkeler sınıfına dahil olabilmeleri beşeri sermayelerini arttırabilmelerine bağlıdır. Teknolojiyi verimli kullanan beşeri sermaye sayesinde ülkeler kalkınmalarını hızlandırmaktadırlar. Bu çalışmada beşeri sermaye ile ekonomik büyüme arasıdaki ilişki incelenmiş ve bu iki olgu arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder