In English

1 Temmuz 2015 Çarşamba

İŞSİZLİĞİN NEDENLERİ, SONUÇLARI, ÇÖZÜM YOLLARI

İŞSİZLİĞİN NEDENLERİ, SONUÇLARI, ÇÖZÜM YOLLARI

                İşsizlik bir ekonomide işlerin yolunda gidip gitmediğini gösteren en önemli kriterlerden biri durumundadır. Hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte olan ülkelerin iyileştirmeye çaba sarf ettiği bir sorundur işsizlik. İşsizlik deyince kastettiğimiz şey, o yılın cari ücretleriyle çalışmaya razı olan fakat iş bulamayan kişilerdir. Dünya genelinde artan teknolojik gelişmeye bağlı olarak değişen üretim yöntemleri insanların iş gücüne katılımlarını kısıtlamaktadır. Ayrıca sürekli artan nüfusa istihdam oluşturmak da oldukça güç bir mesele olduğundan, işsizlik hemen her ülke için sürekli üstünde durulan ya da kontrol altında tutulan bir konudur.
                İşsizliğin nedenleri çeşitlidir. Gelişmiş ülkelerde daha çok talep yetersizliğinden kaynaklanmakta, gelişen ülkelerde ise yeterli istihdam alanının olmamasından ileri gelmektedir. Gelişmekte olan ülkeler ekonomik açıdan tarım ülkesi olmaktan sanayi ülkesi olmaya geçerken işsizlik oranlarının artmaması çok zordur. İşsizlik yaşanmaması için tarımdan sanayiye geçecek olan işgücü için yeterli istihdam alanı açılması gerekmektedir ki bu da yeni sanayileşmekte olan ülkeler için bir anda olabilecek bir durum değildir. Ayrıca kırdan kentlere göçün hızlı bir şekilde artması da işsizliğin önemli nedenlerindendir. Ayrıca devletlerin uyguladığı yanlış istihdam politikaları günümüzde işsizliğin en önemli nedenlerinden biri sayılmaktadır. Gelişen teknoloji de üretim sistemlerini kökten değiştirerek, üretimin daha az emeğe ihtiyaç duymasına neden olmuş ve bu da işsizliği arttıran sebeplerden biri haline gelmiştir.
                İşsizlik hem bireysel hem de toplumsal bir takım sonuçlar doğurur. Bireysel sonuçlarının en önemlilerini kişinin psikolojik açıdan rahatsız hissetmesi, özgüven kaybı, ailesine karşı olan sorumluluğunu yerine getirememenin verdiği huzursuzluk şeklinde sıralayabiliriz. Toplumsal sonuçlar ise bireyin üstündeki negatif etkilerinden dolayı tahmin edilebileceği üzere kötüdür. Toplumda sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı bağımlılıkların artması ile işsizlik arasında bir ilişki olduğunu gösteren pek çok aştırma vardır. Ayrıca işsizlik oranı yüksek toplumlarda suç işleme ve intihar gibi davranış bozukluklarının görülme oranı da yüksek seyretmektedir. İşsizliğin iktisadi sonuçları ise ülke ekonomisinin büyümesine engel olmasıdır. İşsizlik bir ekonomide sahip olunan kaynakların bir kısmının atıl tutulması anlamına gelmekte ve bu da üretimin olabileceğinden daha düşük gerçekleşmesine neden olmaktadır. Böyle olunca ülkedeki yaşam standartları da yeterli seviyeye getirilememektedir.
                Türkiye açısından işsizliğe bakacak olursak özellikle 1980 sonrasında ekonomimizin en önemli yaralarından biri olduğunu görürüz. Şuanda %11 civarında olan işsizlik oranı ülkemiz için son derece olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu oran 3 milyondan fazla işsiz olduğu anlamına gelmektedir. Komşumuz Yunanistan ve bazı Avrupa ülkeleri, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri dünyada işsizlik oranının yüksek olduğu yerler durumundadır.
                İşsizliği ortadan kaldırmak yolunda atılabilecek en önemli adım istihdam yaratılmasıdır. Bunu da yatırımların artmasına uygun bir alan oluşturmak yoluyla yapabilmek mümkündür. İşsizlikle mücadelede yeni iş sahalarının açılması ve eğitim sisteminin doğru şekilde iş hayatına yönelik yeniden düzenlenmesi büyük önem arz etmektedir. Ayrıca kırdan kente göçün önlenmesi de işsizlik oranlarını düşürmeye yönelik atılacak bir adım olabilir.

                Sonuç olarak işsizlik bir ülkede bireyi, toplumu ve ekonomiyi önemli ölçüde kötü etkileyen bir sorundur. Bu sorunun üstesinden yalnızca doğru politikalar izlemek yoluyla kurtulabilirsiniz. İşsizliğin %30’ları aştığı ülkelerin yanında %1’ler ya da %3’ler seviyesinde tutabilen ülkeler de mevcut. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin başını daha çok ağrıtan bu sorun olan işsizlik doğru hamlelerle büyük ölçüde yok edilebilmektedir.

30 Haziran 2015 Salı

PAZARDA DURUM NE? FİYATLAR NASIL?

PAZARDA DURUM NE? FİYATLAR NASIL?

                Semt pazarları halkın %95’inin alışverişini yaptığı, tarihi çok eskilere dayalı ve kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan yerlerdir. Bir ülke ekonomisinin durumunu anlamak için pazara gitmek ve kısa bir gözlem yapmak yeterlidir. Ürünlerin çeşitliliği, pazarın kalabalıklığı, fiyatlar o ülkenin durumu ile ilgili çok şey anlatır bize. Ben de dün Nevşehir’de kurulan halk pazarına gittim. Nevşehir’de pazar haftada iki gün kuruluyor. Son birkaç yıldır da belediyenin yaptırdığı kapalı binaya taşındı ve daha modern bir hal aldı.

                             
   Genel olarak pazar hareketliydi. Ramazanın bereketi fazlasıyla pazara yansımış görünüyordu. Oldukça kalabalık olan pazarda Pazar esnafının çoğu mallarını büyük bölümünü satabilmişti. Kışın yaşanan pahalılık etkisini azaltmış. Fiyatları aşağıda görsellik katarak gösterdim. Etiketlerde yazılanlar kilogram başına düşen fiyatlardır.

Kavun 1 TL
Şeftali 3 TL


Salatalık 1 TL

Erik 1,5 TL

Patates 2 TL

Biber 1,5 TL

Patlıcan 1.5 TL

Soğan 75 kuruş

Karpuz 40 kuruş

Elma 1,5 TL

29 Haziran 2015 Pazartesi

BORSAYA YATIRIM KUMAR MIDIR?

BORSAYA YATIRIM KUMAR MIDIR?

                Ülkemizde son yıllarda ülke ekonomisi üzerine sağladığı katma değer yeni anlaşılan finansal bir olgu olan borsa, yeni yeni geliştirilmeye, insanların ve şirketlerin katılımının arttırılmasına çalışılmaktadır. Gelişmiş ülke ekonomilerinin yüzyıllardır organize bir şekilde kullandığı ve faydalandığı borsalar, bizim ülkemizde de 1800’lü yıllara dayanan tarihine rağmen ön yargı ve bilinçsizlik nedeni ile fazla gelişme kaydedememiştir. En nihayetinde 1986 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası adı altında faaliyete geçen ilk organize borsamız 2013 yılında Borsa İstanbul adını alarak yeni kimliğiyle vizyonunu genişletmiş ve faaliyetlerine büyük bir borsa olma yolunda ilerleyerek devam etmektedir.
                Ülkemizin en büyük sorunu bilgisizlik ve bu bilgisizliğe rağmen her konuda konuşan kişi sayısının çokluğudur. Borsa ile kumarın bağdaştırılması çok eskiye dayanıyor. Bu bağdaştırmanın en önemli sebebi de hem borsada hem kumarda kısa sürede çok fazla kaybedebilme ihtimalinin olması olabilir. Toplumdaki borsada tamamen şans ile para k
azanılacağı algısı da borsa ve kumar arasındaki ilişkiyi güçlendiriyor.
                Peki, borsaya yatırım yapanlar sadece şansları ile mi kazanıp kaybediyorlar? Bunun böyle olmadığı konuya biraz ilgisi olan kişiler tarafından muhakkak biliniyordur. Fakat toplumumuzda henüz oluşmamış borsa kültürü ve ilgisizlik nedeniyle bu konuda çok yanlış bir algı hâkim. Bu arada borsa kelimesini hisse senetleri borsası için kullandığımı da belirtmem gerekiyor.  Borsada şans da bir unsurdur. Kimse bir hisse senedinin gelecekte nasıl bir seyir izleyeceğini bilemez. Fakat öngörebilir. İleriyi görmek hem bir yetenek hem de yeterli bilgi düzeyi ile çalışmanın ortak ürünüdür. Borsada işlem gören kâğıtların geçmiş performanslarını irdeleyerek gelecekleri hakkında bir fikir oluşturmak için geliştirilmiş pek çok bilimsel metot vardır. Öte yandan borsada fiyatlar insanların hisse senetlerine olan arz ve taleplerine göre değişir. Serbest alım satım yapılan bu pazarlarda insan davranışlarını ve psikolojisini çözümleyebilen bir kişi hisse senetlerinin hareketlerini öngörmede önemli bir avantaj sağlar ve kolay kolay kaybetmez. Hisse senetlerine yatırımda risk unsuru sıfırlanamasa da bazı yöntemlerle azaltılabilinir. Ayrıca borsada duygularını dizginleyebilen, rasyonel davranabilen ve özellikle sabırlı olan bir yatırımcının kayıp yaşaması zor bir durumdur.
                Gelelim borsaya yatırım yapmanın faydalarına. Borsanın ülke ekonomisine en önemli yararı gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmasıdır. Böylece refahı toplumun tabanına yayar. Ayrıca yatırımların da artmasına vesile olduğu için ekonomik kalkınmayı desteleyen bir yapıya sahiptir. Yatırımcı açısından da pek çok faydası bulunan borsa sayesinde kişiler paralarını ülkemizin bir türlü kurtulamadığı enflasyon olgusuna karşı koruyabilmektedirler. Ayrıca aldıkları hisse senetlerinin değeri yükseldiğinde yaptıkları yatırımdan fazlasına sahip olma imkânları da vardır. Borsanın kote olmuş şirketler açısından en önemli faydası ise fon sağlama konusundadır. Ekonomi yönetimi tarafından borsada işlem gören şirketlere vergi indirimi gibi teşvikler uygulanarak borsaya katılım desteklenmektedir. Halka açılmak şirketleri kurumsallaştırarak yönetimin daha rasyonel bir şekilde yapılmasına zemin hazırlar. Ayrıca yurt içinde ve dışında şirketin tanıtımı da halka arz yoluyla yapılmış olur. Paydaşlarına daha pek çok fayda sağlayan borsa ülkemizde yeterli seviyeye henüz gelememiştir. Fakat bunun için yoğun çalışma yapılmaktadır.
                Piyasa değeri 220 milyar $ olan Borsa İstanbul’un, 20 trilyon $’lık New York Borsası’yla, 6 trilyon $’lık Nasdaq’la, 4 trilyon $’lık Japan Exchange Group’la ve 3 trilyon $’lık Euronext ile karşılaştırıldığında çok küçük kaldığı açıkça görülmektedir.
                Borsa İstanbul yönetimi 1000 şirketin borsaya katılımını hedeflemiş ve yurtiçi ve yurt dışından daha fazla yatırım çekebilmek için gayret göstermektedir. Tasarruf oranlarının çok düşük olduğu ülkemizde borsanın gelişmesi gerçekten zordur. Borsayı büyütmek için yapılabilecek en önemli işlerden biri de bence toplumdaki borsa-kumar algısını yıkmaya çalışmaktır. 

28 Haziran 2015 Pazar

TURKEY’S PLACE IN THE WORLD ECONOMY

TURKEY’S PLACE IN THE WORLD ECONOMY

                Our country is like paradise. Every corner has a unique beauty. Turkey can comparable with very few countries in the world about the history and culture. We have the most fertile soil and the most strategic location in the World. Nobody can argue with them. So, where are we in the world in economic terms? The World turns into a structure centered economy. People choose and dismiss government according to its economic performance. In today’s world, property, peace, health and happiness path through the economy. Powerful states are indebted this power to the its economy. Countries which makes its economies strong are leading the world. In this context, knowing that how is our own country’s economy arises.
                First, let’s look at the most general perspective. The initial viewed data when economies reviewing is GDP. Let me briefly mention what that meant before entering data. GDP is produced everything in a country in a time slot. Turkey’s 2013 GDP is calculated as $ 822 billion. When world countries are ranking about this data, Turkey can find a place ranked #17. Meanwhile, there is an important detail. Turkey is one of the largest 18 economy for nearly 60 years.  But there is a more specific information that are providing information on the economic level of the people from total GDP. It is per capita GDP. GDP per ca-pita finds GDP divided by the population. It is $ 10.404 for Turkey. The GDP per capita ranking situation does not seem very encouraging. Our country ranked #62 in the world in this data. It needs to be made clear that Turkey’s national income per capita is not move forward for more than five years.
                Let’s look at this in terms of agriculture. Turkey is known as an agricultural country. Our country with fertile soils and agricultural traditions has high agricultural potential in countries. If we look at the data that interest us, we see Turkey’s agricultural revenue at $ 62 billion. In this respect, we first rank in Europe. If we look at the world we rank #7. We is one of the country that have a say in the world about agriculture. But we are well below than our agriculture potential. So, Turkey will be able to have higher levels of agriculture production wit the right policies.
              
       Another indicator of the economy is industrial production and industrialization level. Industrialization is an essential condition for economic development. Our country is seems underdeveloped of industrialization of western countries. We look better than the Asia and African countries
.
                Another indicator is the financial indicators. We need to look at the performance of the İstanbul Stock Exchange to evaluate it. Borsa İstanbul has a market capitalization of $ 196 billion  and 416 companies. İstanbul Stock Exchange is ranked #37 in 57 world stock exchanges. İstanbul Stock Exchange is trying to become more powerful over time.
               

          All under the guidance, we have an idea about our country’s economic position in the world.  Turkey is in the case below its potential. Making some reforms and changing policy seems inevitable for our  economy climb to upper ranks.

P.S: I am so sorry for my English. It is getting better in time.

27 Haziran 2015 Cumartesi

KATMA DEĞER NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?

KATMA DEĞER NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?

                Günümüzün herkesten fazla söz sahibi olan, gelişmiş, kalkınmış ülkeleri bu güçlerini neye borçlu? Türkiye’den, Azerbaycan’dan, İran’dan, Güney Afrika’dan ya da Brezilya’dan farklı ne yapıyorlar? Hiç şüphesiz ki doğru cevap katma değerli teknolojik üretim. Bu ülkeler çağın en ileri teknolojisini üretiyorlar ve bu ürünleri satabilmek için insanların peşinde koşmuyor ve ya kapı kapı gezmiyorlar. Tam tersine bütün dünyada insanlar bu katma değerli ürünleri almak için aylar öncesinden sıraya giriyor. Herkes katma değerli dediğimiz ürünleri üzerindeki fiyat etiketine bakmaksızın satın alıyor. Bir ülkenin gelişmiş ekonomiye sahip olmasının yolu buradan geçiyor.
                Katma değer deyince aklımıza girdi ve çıktı arasındaki fark gelmelidir. Yani bir ürün üretilmesi için harcanan para ile o ürünün satıldığında elde edilen para ne kadar fazlaysa bu ürün o kadar katma değerli diyoruz. Ama bu olaya sadece para açısından bakmak eksiklik olur. Katma değerli üretimin sağladığı getiri paradan çok daha fazlasıdır.
                Katma değerli ürünler yükte hafif, pahada ağır özellik gösterirler. Şuan Türkiye'nin ihraç ettiğimi malların bir kilosu 1,5 $ etmekte. Bu veri Almanya için 4 $, Japonya için 3,5 $ ve Güney Kore için 3 $ seviyesinde. Artık ülkeler ihracatını değil, ihraç ettiği malların birim kilogram başına düşen getirisini arttırmaya çalışmaktadırlar. Eğer güçlü ekonomiler arasına girmek istiyorsak ülkece yapmamız gereken ihracatın kilogram fiyatını arttırmaktır. Bunun yolu da katma değerli ürünleri üretmekten geçmektedir. Buna örnek olarak pek çok şey ürünü sayabiliriz. Bir harici hard disk aldığımızda ortalama 150 lira veriyoruz. Küçücük bir kutudan bahsediyoruz. Bir de 150 lirayla patates aldığımızı düşünelim. 150 liralık teknolojik bir ürün ile patatesi ağırlık olarak karşılaştırdığımızda katma değerin ne olduğu ve ne kadar önemli olduğu biraz daha anlaşılmıştır umarım.
                Katma değer sadece sanayide var olan bir olgu olarak düşünülmemelidir. Tarımda, hayvancılıkta, sporda, inşaatta, tekstilde yani ekonominin hemen her alanında katma değerli üretim yer edinmiştir. Dünyanın ikinci tarım ihracatçısı, Konya büyüklüğünde toprağa sahip olan Hollanda başarısını katma değerli ürünler üretmeye borçludur.
                Yüksek katma değer yüksek teknolojiden geçmektedir. Teknolojik açıdan geri kalmış bir ülkenin katma değerli ürünler üretip satması hayalden öteye gidemez. İleri teknoloji ise ülke için AR-GE çalışmaları sonucu elde edilebilecek bir şeydir. AR-GE faaliyetlerine yeteri
miktarda kaynak ayrılmaz ve bu konu önemsenmezse teknolojik gelişim sağlanamayacaktır. Asya’da Çin, Japonya ve Güney Kore AR-GE faaliyetlerinde başa çekmektedir. Çin 2009 yılında AR-GE’ ye 154 milyar $ kaynak ayırmış ve Çin’de bu alanda faaliyet gösteren kişi sayısı bir milyonu bulmuştur. Türkiye is AR-GE harcamasını 8,7 milyar $ dolar olarak gerçekleştirmiştir. Asıl kıyaslama verisi AR-GE harcamalarının GSYİH’ye oranı resmi daha net görmemizi sağlamaktadır. bu veri incelendiğinde Güney Kore %3,36 oranına sahip çıkmakta ve bu oranla da dünyada birinci sırada bulunmaktadır. Türkiye’de is aynı olan 2010 yılı için %0,80 çıkmaktadır. Bu oran dünya ülkeleri arasında oldukça geride kaldığımız anlamına gelmekte. AR-GE’nin nihai amacı olan patent alma sayıları incelendiğinde ise yine durum ülkemiz açısından çok parlak gözükmemektedir. Karşılaştırmak açısından 2011 verilerini incelediğimizde Çin’in o yıl 172.000, Güney Kore'nin 94.000; Rusya, Hindistan ve Brezilya'nın her birinin 30.000 adet patent aldığını görüyoruz. Türkiye'nin ise 2011 yılında aldığı patent sayısı toplam 988. İnanılmaz derecede geri kaldığımız açıkça ortada görünüyor.
                Katma değerli ürün üretimi yolunda bir diğer önemli konu da markalaşmak ya da daha doğru deyişle marka değeri yaratmak. Dünya’da insanların markalara olan bakışı, onları sevmesi, benimsemesi ekonomi ve işletme bilimini bambaşka bir yere götürdü. Artık işletmelerin en nihai amacı karını maksimize etmek değil marka değerini maksimize etmek oldu. Marka üretilen ürünlerin satılmasına büyük katkı sağlıyor. Ama asıl katkısı ürünlerin yüksek fiyattan satılmasına kazandırdığı faydadır. Bir kot pantolonun muhtelif bir yerine bir marka simgesi yerleştirilmesi, o kot pantolonun değerini yüzlerce lira yukarı çekiyor.

                Dünyada söz sahibi olabilmek güçlü bir ülke olmaktan, güçlü bir ülke olmak da ekonomik gelişmişlikten geçmektedir. Ekonominin gelişmesi ve sağlam bir yapıya kavuşması üretimle, daha da önemlisi katma değerli üretimle mümkündür. Ülke olarak henüz bu konularda çok yetersiz durumdayız. Ama Türkiye yapacağı ekonomik yenilikler ve uygulayacağı çağdaş, bilimsel uygulamalarla katma değerli ürünleri üretme yoluna er ya da geç girecektir.

WHAT HAPPENED THE FED INCREASE INTEREST RATE IN TURKEY?

WHAT HAPPENED THE FED INCREASE INTEREST RATE IN TURKEY?

CURRENT STATUS

                Everybody knows the global banking economic crisis that US-based erupted in 2008. This crisis took place as the greatest crisis since the Great Depression in 1929 by economists. We can say that the crisis’s reason is excessively loose credit policy in America. I said American Central Bank FED how to follow the effects of the crisis to minimize. The FED was forced to go outside the usual policy in fighting the crisis. It has aimed to revive and thus reduce unemployment rates that reaching record levels by implemented an expansionary monetary policy. Besides it has attracted the interest rates for a lot of players in markets provide cheaper funds. This policy result in increasing the amount of circulating dollar has become cheaper against other leading currencies and dollar has shifted developing countries (Turkey, Indonesia, India, South Africa) to obtain higher returns. Because these countries has high interest rates. So abundant and cheap dollar entry to our country. As a result, borrowing costs have fallen and this has pushed markets dept by dollar.  We can see that most of the company’s foreign currency debt is dollar denominated debt.

WHAT HAPPENS WHEN INTEREST RATE INCREASED?

                So, what happens if increased interest rate in United States in Turkey? The first thing that can be told to leave amount of dollar from Turkey. Economists said this situation is so bad for our country. The rationale is that Turkey’s economy needs or dependence hot money a lot. Our economy is too fragile. On the other hand, the person that borrowing cheaply in dollar so worried. News of the rate hike (not itself) causing the dollar is appreciation against the lira. In the situation that news flow indexed troubled end of 2015 awaits people that has dollar debt. In light of all them a difficult period comes for Turkey we can say. I hope the economy management will take the necessary measures during this period and our economy will bump the least damaged this process


P.S: I am so sorry for my English. It is getting better in time.

26 Haziran 2015 Cuma

HOW THE MONEY DID GET ITS FUNCTİON?

HOW THE MONEY DID GET ITS FUNCTİON?

                Pieces of paper and little, round coins that we are calling money are essential for our daily life today. If we say we continue with our lives by this small toll maybe a bit of an exaggeration but certainly we do not have lied. In recent years, thanks to the great success of bank increased thanks to the use of credit and debit cards have decreased although not missing anything from money function. It sees more value than real value. But the money is an human invention and there is a period where there is no money.
                Previously Egyptians were used object that similar to money. But the money was found by the Lydians in the 7th BC in west of Anatolia. Well, how people were doing shopping? I thing the first thing that comes to mind people shopped by clearing. Yes, before the money people were giving an another property as a response when buying a property. If we compare this practice, undoubtedly negative properties will be more than positive properties. Firstly, every good had hundreds of price cause of there were any unit for evaluate. This was a huge obstacle to the development of trade.  For instance ten apples equaled to eight pears or a jar of molasses or a sack of cotton and its equilibrium varied from region to region. Another challenge of clearing procedure was should be overlapping needs of buyer and seller side. For example, the person who selling apples had to need pears and the person who selling pears had to need apples for shopping. In this situation as natural the trade have not develop and the people have not get reach.
                After this period, people began to use some object to exchange according to where they live and step closer to current monetary phenomenon. In some places, sea shells or wheat mediated shopping.  These are the first object that showing  the distinction of being  a exchanged tool.
                Then people have begin to use the gold and silver as money instead of other objects. Gold and silver that cut  different sizes were used for daily shopping and also surplus of these were saving. Thus money earned function of deposition tool. Humanity used gold and silver as money for a long time.  Of course this system was also weaknesses bu today’s monetary system is approaching.
                Today the money that we are all in hands and our wallet, firstly  appeared in England. Banknote system based on state-guaranteed. So value that on the banknote is secured by the government. This pieces of paper would not be possible buying selling in excess of its value otherwise. Today the money is generated and released by the government. This is called the money supply in the economics. The government keep under control the economy thanks to money supply.
                The economic significance of the money is undoubtedly very large. The money that the protagonist of economic activities is the only object provided people, countries and states getting poor and rich. The money is one of reasons that many major crisis in economic history. We can count thousands of examples that will allow us to understand the importance of money. But in our age there is a more important issue than having money. It is how to use the money. the main topic is that.

               P.S: I am so sorry for my English. It is getting better in time.